Servetimin kısa bir dökümü
17.07.2007
Servetimin kısa bir dökümü
Piyasaların enflasyonun düşüşünden ‘mutlu’ olmaları nasıl açıklanabilir ? Düz mantıkla yaklaşacak olursanız ‘ekonomideki iyiye gidiş satın alınıyor’ diyebilirsiniz. Ancak enflasyonun düşüşü her zaman iyiye işaret olarak algılanabilir mi ? Ekonomideki zayıflamasının göstergesi de olabilir.
Hiç başka yerde aramayın, satın alınan ‘faizlerin düşeceği’ beklentisidir. Böyle bir beklentiniz varsa önden pozisyon alır, TL enstrümanlarına saldırırsınız. Kıssadan hisse: Faizlerin düşeceği beklentileri TL’yi değerlendirir. Simetri kuralı gereği bu cümleyi tersten de okuyabilirsiniz. Faizlerin yükselme beklentileri TL’yi zayıflatır. Geçen sene olan da budur. Dalgalanmayı önlemeye çalışan Merkez Bankası faizi savunmaya çalışmalı, her ne gerekçeye dayanırsa dayansın piyasaların peşine takılmamalıdır.
Kriz çıkmayacak tahminim beni bile şaşırtacak ölçüde doğru çıktı. Açıkcası cumhurbaşkanlığı seçiminin bir kaosa dönüştürüleceğini beklemiyordum. Bu dönemde TL enstrümanlarına yatırım yapanlar kazandı. Peki bu böyle devam edecek mi ? Eğer varlıkların çok değerlendiğini düşünüyorsanız, yapmanız gereken dolar/euro almak değil ‘kısa vadeye’ kapılanmaktır. Unutmayınız: TL’yi zayıflatan dalgalarda faizler yükselecek, varlıkların değeri de düşecek. Bu yöntemle yükselen faizlerden yararlanabilir, varlıkları ‘ucuza’ kapatma imkanına sahip olabilirsiniz. Evet, kısa vade daha az getiriyor. Ancak karınızdan zarar ediyorsunuz, dolara/euro’ya yatırım yaptığınızda başınıza ne geleceğini biliyor musunuz ?
Başka ne var ? ‘Ulusal paranın değeriyle enflasyon ve cari işlemler arasında uzun dönemde ilişki kurulamaz’ hipotezi. Ben bu malı ucuzken satın almış, vitrinime koymuştum. Mekanizmayı da dilim döndüğünce anlatmaya çalışmıştım. Geçen zamanın yavaş yavaş beni haklı çıkardığını düşünüyorum.
Daha iddialısı; ‘Iktisat kuralları dışa açık küçük büyük bütün ekonomiler için geçerlidir’, olanı. Türkiye aslında Amerika’dan daha fazla dışa açık olduğu için biz onlardan önde gidiyoruz. Türkiye’yi iyi analiz etmeyi başarabilen, Amerika için de doğru tahminlerde bulunabilir ! Sorun iktisat kurallarının hiç olmaması değil, küreselleşen dünya için ‘güncellenmemeleri’.
Determinizm 20. yüzyılın başında kuatum mekaniği ile birlikte yerle bir oldu. Elbette fizikte bile geçerli olmayanı iktisattan bekleyemeyiz. Fakat neden sonuç ilişkileri hiç kurmayacaksak, daha kötüsü bugünü açıklamak için falanca hipotezi, yarını açıklamak için başka bir hipotezi kullanacaksak yapılan işin ne değeri kalır ?
Tahmin edebileceklerimizin sınırlarını bilerek ölçülebilen değişkenler üzerinde konuşmalıyız. Kuantum bize bunu öneriyor. Yedi nobel kazanmış bir iktisatçı kalkıp havalardan bahseder gibi ‘bugünlerde global likitide çok iyi’ cümlesini sarf ettiğinde, ‘nerden biliyorsun kardeşim, gidip ölçtün mü’ diye soracak kadar pervasız olabilmeliyiz. Böylece FED’in faiz indirimle bollaşan likidenin, faiz artırımıyla ‘daha da fazla bollaşması’ bizi şaşırtmaz.
Ahmet Çavuşoğlu
Ekonomi, Finans, BorsaEkonomi, Finans, BorsaKategori: Ekonomi, Finans, Borsa

Hadi Yorum Yazalım
You must be logged in to post a comment.