Hz.Nuh’un Gemisi
19.07.2007
Tufan efsanesini herkes bildiği için, tekrarlamaya gerek yok. Yazımızın amacı bilmediklerinizi anlatmak ve dikkatinizi ilginç yönlere çekmek. Tufan olayı gerçek olabilir mi? Yerel midir yoksa tüm gezegeni mi etkilemiştir? Nuh Peygamber kimdir? Bu olay ne zaman oldu?

Gemi, Tufan´dan sonra hangi dağın tepesine oturdu? Bu dağ Ağrı mı yoksa Cudi´miydi? Yüzyıllardır, Yüzyıllardır Ağrı´ya tırmanıp Nuh´un Gemisi´ni bulmaya çabalayan insanlar gerçekte neyin peşindeydiler? Bu sorulara cevap arayacağız. Tufan, Nuh Peygamber ve Gemi efsanesine yaklaşırken, öncelikle dinsel kaynaklara hatta kutsal kitaplara bakmak gerekiyor. Kuranı Kerim birçok ayette bu olaydan uzun uzun söz etmekte. Ama nasıl? O zaman, birkaç tefsiri karşılaştırmak gerekiyor.
• Ahmet Halit Kitabevi-Tefsir; Ömer Rıza Doğrul 1947 baskısı, “Tanrı Buyruğu” adlı Kuran Tefsiri´nden alıntı; Sayfa-364-Hud Suresi-Ayet 40: Vadiden su kaynadıktan sonra Tufan başladı-Nuh, herşeyden yanına aldı-Gemiye ailesi, iman edenler bindiler ve Gemi, Cudi Dağı´na oturdu.
• Diyanet İşleri Başkanlığı; Kuranı Kerim 1983 baskısından-Sayfa 225-Hud Suresi-Ayet 40: Tandırdan sular kaynadıktan sonra Tufan başladı-Nuh, her cinsten çift canlı aldı -Gemiye ailesi, inananlar bindiler ve Cudi Dağı´na oturdu.
• Remzi Kitabevi-Tefsir; Abdülbaki Gölpınarlı 1955 baskısından-Sayfa 256-Hud Suresi-Ayet 40: Tandırın altında su kaynadıktan sonra Tufan başladı-Nuh, her mahluktan birer çift aldı-Gemiye ailesi, inananlar bindiler ve Cudi Dağı´na oturdu.
• İnsan Yayınları-Tefsir El Mevdudi-Tefhimul Kuran-Sayfa 368-Hud Suresi-Ayet 40: Tennur feveran etti ve tandır kaynayınca Tufan başladı-Nuh, ikişer çift canlı aldı-Gemiye ailesi ve iman edenler bindiler ve Cudi Dağı´na oturdu. Tefsire göre, Tufan tennurun feveranıyla başladı, sağanaklar başladı ve sular yerden kaynadı, gök ve yer açıldı, Tennur suyu kaynattı, öyleyse Gemi buharla çalışmaktadır. Müminun Suresi Ayet 27´ye göre yapılan başka tefsirlerde tennur yeryüzüdür veya Fare´t tennur şafak atışı yani “tanyeri” dir. Suyun kaynaması yani göğün şafakta kızıllaşması olabilir.
• Eren Yayınları-Tefsir İsmail Hakkı İzmirli-Kuranı Kerim-Sayfa 227-Hud Suresi-Ayet 40: Ferman gelip yeryüzü kaynayınca Tufan Başladı-Nuh her hayvandan bir çift aldı-Gemiye ailesi ve inananlar bindiler ve Cudi Dağı´na oturdu. Bir de Tevrat´e göz atalım…
“Artık bir daha Tufan olmayacak..”
Kitabı Mukaddes Şirketi-Kitabı Mukaddes/Eski ve Yeni Ahid-Tekvin Bab 7-Nuh her temiz hayvandan bir erkek, yedi dişi, temiz olmayanlandan birer çift, kuşlardan yedişer çift aldı-Tufan Şubat 17´de başladı, 40 gün yağmur yağdıve sular yükseldi, sonunda gemi yüzdü, suların yükselmesi 150 gün sürdü-Temmuz 17´de gemi Ararat Dağı´na oturdu-Bir yıl sonra Şubat 17´de sular alçaldı, kara göründü-Tanrı, “..gökteki bulutlarda yay şekli olacaktır ve ahid verdim, artık bir daha Tufan olmayacak” dedi. Kutsal Kitaplar´dan sonra sıra Tufan efsanelerinde; En başta Gılgamış Destanı geliyor;
• Hürriyet Yayınları-Gılgamış Destanı-1973 baskısı; İnsanların gürültü ve kargaşasından, Tanrılar rahatsız oldular ve Tufan´la İnsanları yok etmeye karar verdiler ama Tanrı Eon Utnapiştim´e (Nuh?), rüyasında kararı duyurarak bir gemi yapmasını söyledi, Utnapiştim canlıların tohumunu aldı, eni boyu eşit olan, 7 güverteli, 9´ar bölmeli bir gemi yaptı. Geminin kaptanı vardı ve gemi denize indirildi. Gemiye ailesi, akrabaları ve zanaatçılar bindiler. Utnapiştim altınlarını da yanına aldı. Gemide başdümenci vardı ve Tufan´dan sonra Nisir Dağı´na oturdu ve sonra adak kokusuna gelen Yokedici Tanrı Enlil, Utnapiştim´in ve karısının elini tutarak ölümsüz yaptı.
• Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları-Gılgamış Destanı-1944 baskısı-Geminin omurgası 3528 metre, küpeştesi 3 metreydi. Gemiye Utnapiştim´in soyu sopu ve kavmi bindi. Yanına altın ve gümüşlerini aldı. Tufan başlayınca, Tanrıların saçtığı şua göğü kızıla boyadıve Gemi sular çekilince Nissir Dağı´na oturdu. Dağ Irak-İran sınırındaydı, Süryanice Tevratta dağın adı Kardo´idi. Tanrı Enlil Utnapiştim ve karısının elini tuttu ve alınlarını elledi böylece onları Tanrı yaptı.
Gemi, hangi dağda?
Tufan´la ilgili temel kaynak olan din kitaplarını ve en önemli efsane olan Gılgamış Destanı Tufan´ı böyle anlatıyor. Görüldüğü gibi tefsirler arasında farklar vardır, Tufan´ın başlangıcı neyledir? Ama en ilginci, Mevdudi´nin tefsirinde “tandır kaynadı ve Gemi hareket etti” denmesidir. Yani buharlı bir geminin ima edilmesidir. Ama, Nuh döneminde buharlı bir gemi nasıl olabilirdi? Tefsir farklılıkları, Tevrat´deki Tufan´ın daha farklı ve ayrıntılı olması ve Gılgamış Destanı´ndaki Tufan anlatımı çok farklıdırlar, acaba gerçek çok daha uzaklarda olabilir mi? Ama önce Tufan sözcüğü bizleri düşündürüyor, bu çok eski bir sözcük ve tüm dünya dillerini etkilemiş. İngilizce taifun, Fransızca typhon, Çince t´ai-fung ve bunlardan üreyen tayfa sözcüğü…
Sözcük bağlantılarını bir diğer örnek Tevrat´tan gelir, Kitab´a göre Gemi Gofer ağacı´ndan yapılmıştır. Buna Goffer´de denir ve İngilizce´deki “coffin” sözcüğü tabut demektir bazı söylencelere göre Nuh gemisine Hz. Adem´in tabutunu da almıştır ve bağlantı buradan gelir. Bütün bunlardan anlaşılır ki, mistik metinler ve çevrelerinde oluşan söylenceler karmaşık ve bazen de tutarsız olabilirler. Ama kesin olan tek şey, bir Tufan olayının olduğudur. Ama nerede ve ne çapta? Bu cevap belirsiz gibidir. Buna karşın günümüzde ciddi bilimcilerin yaklaşımları da vardır. Bunlara değinirken Nuh´un Gemisi´nin Cudi Dağı´na oturduğu yukardaki tüm kaynaklarda belirtilirken, neden Ararat yani Ağrı Dağı´nın bu kadar önem kazandığını kronolojik bir çizgide olayları yaşayarak izleyelim;

Üç büyük gezgin ne diyor?
Tarih boyunca Nuh´un Gemisi ve Ağrı Dağı arasındaki ilişkiyi anlatan neredeyse sayısız gezgin ve araştırmacı olduğu görülür. Bunların ilki belki de ünlü gezgin Marco Polo´dur, dünyaca ünlü geziler kitabında, Baris veya Olimpos Dağı´ndan söz eder, orada Nuh´un Gemisi bulunmaktadır. Olimpos adı ancak kutsal dağlara verilen bir addır, öyleyse Ağrı´da kutsaldır ama nasıl? Başka bir büyük olan İbni Batuta, Gemi´nin Cudi Dağı´nda bulunduğuru ve Cizre´de dağı gördüğünü yazar. Yine bir diğer ölümsüz gezgin olan “Seyahatname” yazarı Evliya Çelebi´de Gemi´nin Cudi Dağı´nda bulunduğundan söz etmektedir. Tüm bu dünyaca ünlü gezginler, duyduklarını nakletmişler ve yazmışlardır. Birçok araştırmacı onlardan ve sonrakilerden esinlenerek, Ağrı yolunu tuttular, gelin şimdi bu şaşırtıcı öyküyü görelim…
Çar II. Nicholas ve Cevdet Sunay…
1670 yılında, Hollandalı gezgin Jan Struys, Ağrı´da bir keşiş görür, keşiş Gemi´yi görmüş ve içine binmiştir. Gezgine, Gemi´nin tahtasından yapılmış bir haç hediye eder. Fransız Tavernier 1600 ortalarında Ağrı´da Gemi´den söz edildiğini yazar. Dünyaca ünlü Rus edebiyatçısı Alexandre Puşkin 1800 başlarında, Erzurum yolculuğunu anlatırken, Ararat-Ağrı Dağı´ndan Nuh´un Gemisi´nin olduğu yer olarak söz eder. 1829´da Alman Prof Parrot , yine aynı bilgiyi verir. 1833 bir çobanın bulduğu tahta parçasının Gemi´ye ait olduğu anlatılırken, 1834´de Rus Spaski Ağrı´dan, 1838´de ünlük Prusyalı General Von Moltke Cudi´den Nuh´un Gemisi´nin dağı olarak bahsederken, 1845´de Alman Jeo Abich ve İngiliz Seymour, 1850´de Rus coğrafyacı Khanikoff ve İng Stuart Gemi´yi bulmak için Ağrı´ya çıkarlar. Aynı yıllarda İng dağcı Lord Bryce Ağrı´da, bir tahta parçası bulur ve Nasturi Rahip Nouri gemiyi görür, yardım arar ama başaramadan ölür. 1888, 1889, 1890, 1892 ve 1893´de çeşitli gruplar Ağrı´ya çıkarlar. Ve 20.Yüzyıl´a gelinir.
1916´da Rus pilot Roskowitzki uçaktan resimler çeker, resimlerde gemi şeklinde bir görüntü vardır, Çar II.Nicholas´a sunar, Nicholas çok ilgilenir ama Rus Devrim´yle Çar düşünce, konu unutulur. 1936´da Yeni Zelandalı dağcı Knight, dağda tahta parçaları bulur. O yıllardan sonra Türk grupları da dağa çıkmaya başlarlar. 1937´de Binbaşı olan sonranın Türkiye Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, 65 kişilik bir grupla, dağa çıkar. 1948´de Reşid ve Şükrü Arsena, Gemi´yi gördüklerini söylerler ama bu yalana kanan Fransız Jean de Ringauer başarısız kalır. 1949´da Amerikalı Prof J. Smith bir iz bulamaz.
Dünyayı heyecanlandıran fotoğraf…
1952 Ağustos ayında Fransız Fernand Navarra Ağrı´da 5000 metreye çıkar, grupta yazar Yaşar Kemal´de gazeteci olarak vardır, birşey bulunamaz Yaşar Kemal alay ederek, Fransızların film çekip para kazanma peşinde olduklarını yazar. Ama Navarra pes etmez, 1953 ve 55´de yine gelir, 1955´de 1,5 metrelik bir tahta parçası bulur, İspanya ve Fransa´da birileri tahtanın 4000 veya 5000 yaşında derler ama İng bilim adamlarına göre tahta MÖ 700´den kalmadır ve Tufan o kadar yeni değildir. Bu arada 1955 çıkışı sonrasında Navarra (Kaynak; Acta Geographica “L´Expedition au Mont Ararat” adlı yazı) yaşadıklarını anlatır: “14 Ağustos 1955 günü çok zor koşullardan sonra 5000 m yüksekliğe ulaştık, bulunduğumuz yerde baca gibi aşağı inen derinlik vardı. Oğlum Raphael´in beline ip bağlayıp aşağı sarkıttım, sonra ben de askerlerin yardımıyla indim. Uzaktan gemiye benzeyen görüntünün yanına inince hayal kırıklığına uğradım. Oğlum heyecanla gemiden bir parça koparmamı söyledi. Ona yanıldığını söyleyerek, bunun buzullarla gelen pislikler olduğunu gösterdim. Ama Raphael, altını kazıp bakmamı söyledi, bu hiç aklıma gelmemişti, yarım saat uğraşarak 20 santim derinliğinde, yarım m2´lik bir çukur açtım. Bir buz tabakasıyla karşılaştım ve kırdım, altından su ve içinde kapkara gözüken tahta bir kirişin ucu göründü. Elimle dokundum, gerçekten tahtaydı ve insan eliyle şekillendirilmiş bir tahtaydı bu. Deliği daha fazla büyütemedim, araç gerekiyordu ve sonuçta uzun çabalardan sonra 1.5 metrelik bir parça kesebildim. Su, bu tahtada hiçbir etki yapmamıştı.” Navarra´nın anlattıkları Avrupa´da ses getirir ama gezgin daha öteye gidemez.

Gemi yerine doğal oluşum çıkıyor…
1958 ABD´den bir bilimci John Libi Ağrı yoluna düşer, ekipte iki tanınmış gazeteci Ümit Deniz ve Ara Güler´de vardır., Libi bir ara kaybolur sonra bulunur, aksilikler birbirini izler, 5000 m.etreden dönüş yapılır. Libi hastalanır, Ankara´da otelinden kaybolur, Elçilik bulamaz. Olay kapanır. 11 Eylül 1959 harita Binbaşısı İlhan Durupınar bölge fotoğrafları çekerken, tam bir gemi biçiminde inanılmaz bir görüntü yakalar, Harita Genel Müdürlüğü´ne göre, fotogrametik haritalarda gemi şeklinde bir kalıntı vardır. Resim, stereoplanigraph ile büyütülür ve boyunun 150 m olduğu anlaşılır. Ve fotoğraf ABD Ohio Üniversitesi´nden Prof Arthur Branderburger´e yollanır ve Profesör onay verir. Durupınar o dönemde Hayat Dergisi´nde poster gibi verilen fotoğraftan sonra yapılan söyleşide” ..bu bir gemi enkazı, ama binlerce yıllık bir gemi aynen kalacak değil, artık bir taş yığınıdır. Ben Nuh ve gemisi efsanesine kulaktan dolmayım, 11 Eylül 1959 günü Doğu Beyazıt civarında harita gözlemi yaparken bu şekli gözledim, bence lavlar önceden burada olan bir şekle göre akarak donmuşlar. Aynen Pompei´de olduğu gibi, taşlaşmış insanların yüz ifadeleri dahi duruyordu? 1960´da Prof. Branderburger ve Washington Arkeolojik Araştırma Enstitüsü´den George Vandeman gelerek Binb. Durupınar´la beraber dağa çıkarlar, ölçüler ve resimdeki görüntü doğrudur ama gemi yoktur. Grup ikiye ayrılır, bir grup inanırken ötekilere göre bu oluşum doğaldır, kazılar sürdürülmeli denir ama arkası gelmez.
Moskova şikayet ediyor…
1968´de dağcı Alp Turhan Selçuk, 146 kişiyle daha çıkar ama eli boş döner ve ne hikmetse bir yıl sonra 1969´da yine Navarra gelir ve beş adet tahta bulur. Fransız´a göre, 900.000 m3 buzun altında Gemi vardır, 1958´de Ankara´da kaybolan Libi, 1969 yine ortaya çıkar, fosiller bulur ama bir işe yaramaz tekrar geleceğini söyleyen Libi 1971´de ölür. 1972´de Alman araştırmacı Friedrich Bender bu kez Cudi Dağı´nda 6000 yıllık katranlı tahtalar bulur. Cudi Şırnak´a sadece 17 km. uzaklıktadır, bölge Tufan ve Nuh´la ilgili inanç ve söylencelerle doludur. Dağdaki “Seksenler Köyü” inanca göre gemideki seksen kişinin kurduğu bir köydür, dağda ise kabartmalar ve Senherib kitabeleri vardır. Şu günlerde Cudi´ye yaklaşmak imkansız acaba kalıntılar o kadar çatışmadan sonra hala duruyorlar mı? 1973´de ise Prof J. Montgomery yine sonuçsuz bir çıkışı Ağrı´ya yapar.
1974´de Ağrı devlet tarafından yasak bölge ilan edilir, çıkışlar yasaklanır. Bir görüşe göre, Ağrı ve Nuh´un Gemisi olayının ardında Ermeni sömürüsü vardır. Bu arada Moskova´da Pravda Gazetesi, ABD´nin Ağrı´ya casusluk için çıktığını yazar. Çıkışların arkasında CIA vardır. Siyasi bir kriz ortaya çıkar. Devlet yasağı daha sıkılaştırır. Ve 1974 yılında Amerikalı Astronot James Irvin ortaya çıkar ama o yıl izin alamadan memleketine geri döner, 1977´de yine gelir ama yine izin alamaz ancak beş yıl sonra başarılı olacaktır. Türkiye 12 Eylül´ü yaşamıştır ve bu kez Irvin, izni bizzat Devlet Başkanı Kenan Evren´den alır.
Irvin´in uzayda ve Ay´da gördüğü ışık…
Irvin 1982´de Hayat Dergisi için yapılan söyleşide şöyle diyordu; ” Ben, Ay´a indim ve üzeyinde yürüdüm ve Ay toprağından örnekler getirdim ama hiçbirisi Ağn´da bulacağım bir parça kadar önemli gelmiyor.

26 Temmuz 1971´de Apollo 15´le iki arkadaşımla beraber Ay´a doğru yola çıkmıştık. Hazırlık ve kalkış şokunu atlattıktan sonra yörüngeye oturduk, heyecandan bitkin düşmüştük, arkadaşlarım uyuya kaldılar. Kendimi yitirmiş gibiydim, sanki kendimin dışında gibiydim, “Yüce Ruh” a yakındım artık. Birden ileriye doğru fırladığımı sandım ama birşey olmamıştı, arkadaşlarım hala uyuyordu ve herşey yolundaydı. Birden kapsülün penceresinden çok parlak bir ışık gördüm. Böyle bir ışık hiç görmemiştim, pembe, mor, sarı, yeşil tüm renkler vardı içinde, ´İşte O´ diye düşündüm. Sonra ışık kayarak uzaklaştı, birden kendimin boşlukta olduğunu farkettim, bedenimin dışındaydım ve süzülerek araca ve karşımda gördüğüm kendi bedenime döndüm. Üç gün geçti ve Ay´a inişe geçtik. İlk inen bendim, çok heyecanlıydım, başım çatlarcasına ağrıyordu, Houston ile konuşmam gerekiyordu ama cihazımı çalıştıramadım. Çaresizlik ve acı içindeydim ama birden rahatladım. Başımın ağrısı durmuştu. Birden uzayda gördüğüm ışığı yine gördüm, daha parlak ve göz alıcıydı. Ve yine O´nu görüyordum. Bu Hz.İsa idi. Çok güzel ve güven vericiydi. Kafamda konuştuğunu hissediyordum;´ Neden mi seni seçtik? Tek sen değilsin, sen onlardan birisin. Dünyada senin birbirini tanımayan başkaları da var. Dünyanın gözü senin üzerinde, tanınmamış birini seçseydik inandırıc olamazdı.´ Birden kayboldu ve Houston´un sesini o anda duydum.” Irvin böyle diyordu. İnancına göre Nuh´un gemisini bulmak onun için görevdi.
Röpörtajı yapan muhabirin sonraki sorusu önemliydi; “Ay´a giden astronotların ruhsal yapılarında bozuklukların ortaya çıktığı, sizin de böyle olduğunuz söyleniyor?” “Yalan, ülkenize üç kez geldim. Günlerce kaldım, konferanslar verdim, Devlet Başkanı´nınızla görüştüm, 29 Eylül´de ABD´de 150 milyon kişiye tv´de konuştum. Burası dünyanın en çok ilgi uyandıran yeri, neden yararlanmıyorsunuz? Yüzlerce kişi ve kuruluş milyonlarca dolar yatırmak için bekliyorlar. Bence Nuh´un Gemisi´nin bulunması çağın en önemli olayıdır. ”
Irvin, 11 kişilik bir grupla gelmişti, karısı sekreterliğini yapıyordu. Tam 14 kez Ağrı´ya çıkan Yüksek Uçuş Vakfı kurucularından Earl Cummings´de ekipteydi. 3000 metre yüksekteki gölden sonra yola edildi. Ellerinde bir mektup vardı, bu mektup Vakfa gelen yüzlerce mektuptan biriydi, Aynen UFO´lar gibi birçok insan geminin yerini ve kendisini bildiriyorlardı. Mektuptaki tarife göre, kayaların birinde ayağında kılıç tutan bir kuş kabartması göreceklerdi ama bulamadılar. Devam ettiler ama 4000 metreye vardıklarında, gemi benzeri birşey bulamadılar. Morallari bozularak, kampa geri döndüler. Aralarında daha önce dağa çıkan Bob Staplich de vardı ve gemiyi gördüğüne inanıyordu ve tarif ettiği yer 1955´de suyun içinde gemiyi gördüğünü anlatan Navarra´nın tarif ettiği yerdi. Ama orası, dağın en biçimsiz ve tehlikeli tarafında bulunuyordu. Ekipte bulunan Türk dağcı Yücel Dönmez ise, bu tür iddiaların çok olduğunu ama kimsenin gemi görmediğini ve gördüm diyen herkesin yalancı olduğunu söylüyordu. Ve sonra Bob, daha önce gördüğünü söylediği yeri bulamadı, bundan sonrası artık şansa kalıyordu. Ertesi gün Irvin, tek başına yürüyüşe çıktığında düştü ve ancak otuz saat sonra bulundu. Hastaneye ulaştırıldıktan sonra Türkiye´den ayrıldı. Ama 1983´de gene geldi ve de 1984´de… Bu kez Irvin bulduk dedi, Ne bulmuştu? Elinde bazı taş ve toprak kütleleri vardı, yetkililer incelemek isterlerken topraklar ve taşlar kayboldular. Öykü böylece zamanla unutulup gitti.
1984’de yine Amerikalı Dr. Willis MacIntosh, John Morris ve grubu
yeni teşebbüsü başlattılar. Arkeoloji’nin önemli ismi Akurgal Hoca yaptığı açıklamada, incelemenin neden Türkiye tarafından yapılmadığını sordu. 1986’de bu kez medya tarafından Irwin’in casus olduğu iddiasını ortaya attı, Hürriyet Gazetesi 16 Ekim’de Başbakanlığın Irwin’e hangi gerekçeyle izin verdiğini sordu ama bir cevap çıkmadı. Ve oradan bugüne bir daha Nuh’un gemisi pek gündeme gelmedi, ta ki 2002 Eylül ayında bazı bilim adamları bu konuyu sonuçlandırmak için harekete geçeceklerini açıklayıncaya kadar. Şimdilik bekliyoruz.
Değişik mitler ve inançlarda yer alan Nuh benzerleri:
Yer: Hindistan İsim: Waiwasatha Dağ: Himalaya
Yer: Hindistan İsim: Manu Dağ: Himalaya
Yer: Çin İsim: Fah ah he ve üç oğlu Dağ: Belirsiz
Yer: Aztek İsim: Bilinmiyor Dağ: Cipalethi
Yer:YunanİsimeucalionDağ: Parnassos dağı
Yer:İnka İsim:ViracocchiaDağ: Belirsiz
Yer:Filipinler İsim:Wigon Dağ: Belirsiz
Yer:Kutup İsim: 7 Samoyed Dağ: Belirsiz
Yer:Maya Popol Vuh İsim:Bilinmiyor Dağ: Belirsiz
Yer:İran/Avesta İsim:Cem Dağ: Gemi yerine VAR
Yer:Zerdüşt İsim:Ahura Mazda Dağ: Yine VAR
Yer:Transilvanya İsim:Bilinmiyor Dağ:Belirsiz
Yer:Yeni Gine İsim:Bilinmiyor Dağ:Belirsiz
Yer:Bengal Körfezi İsim:Bilinmiyor Dağ:Andaman Adaları
Yer:Sümer/Nippur tableti İsim:Ziusudra Dağ:Belirsiz
Yer:Kaldeli/Berossus İsim:Ksisutros Dağ:Belirsiz

Sonuç: Toplam 72 dilde 70.000 efsane var. Genelde Nuh kişiliği, Tufan sonunda kayboluyor.
Karşıt Görüşler:
Nuh´un Gemisi´nin gerçek olup olmadığı tartışması çok uzun yıllardan beri sürmekte, tabii karşı görüşler de var ama bu karşı görüşler, daha çok dinsel tutuculuğa karşı gibiler. Eğer, Tevrat´da verilen ölçüler doğruysa Nuh´un Gemisi çok büyüktür, günümüz ölçüleriyle hesaplarsak gemi 42.5 milyon cm3 hacminde olmalıdır, bu da bize 45 ile 66.000 ton arasında bir gemi demektir. Yani en üst olasılıkla Nuh´un Gemisi Titanik´le eş düzeydedir. Ama bir de Babil dönemi Tufan yazıtlarındaki ölçüleri göz önüne alırsak ortaya 228.000 tonluk bir gemi çıkar ki, bunun günümüzde dahi yapılması kolay değildir. Bir başka hesap daha var, eğer bilinen kara hayvanlarından birer çifti Titanik çapında bir gemiye koyar ve böceklerle, kuşları eklersek geminin ancak yarısını doldurabiliriz, öyleyse Nuh´un Gemisi´nin yarısı neden boştu sorusu akla gelir?
Tevrat’a göre uzunluğu:
Boy 136 m. eni 22,5 m. yükseklik 13.5 m. üç katlı
Sandık hikayesi:
Utnapiştim 156 m. Uzunluk-63 m. en.
Transatlantik Lusitania’nın ölçüleri: 228 m. Uzunluk-45 m. en.29 m. yükseklik.
Kategori: Islam ve Insan

Hadi Yorum Yazalım
You must be logged in to post a comment.