Olimpik güzeller!
Nefes kesen 2008 Pekin’in ardından akılda kalan güzeller..

OLİMPİK GÜZELLER - 2 GALERİSİ İÇİN TIKLAYIN
Guzeller ArsiviGuzeller ArsiviYorum Yazın 25.08.2008
Bir Başkadir Hossohbetci.Com
|
DUYURU : Telif haklarini ihlal
eden her turlu materyal Hosfrm'da Yayinlanamaz ve Dagitilamaz!
Please Read! Legal
disclaimer and notice. |
Nefes kesen 2008 Pekin’in ardından akılda kalan güzeller..

OLİMPİK GÜZELLER - 2 GALERİSİ İÇİN TIKLAYIN
Guzeller ArsiviGuzeller ArsiviYorum Yazın 25.08.2008
Yaşlanmaya dur deyin VİDEO
Kırışıklardan kurtulmak artık hayal değil.10.07.2008 11:58

GÖZ ÇEVRESİNDEKİ KIRIŞIKLIKLAR HANGİ YÜZ YOGASI HAREKETLERİ İLE DÜZELİR?
YÜZÜMÜZDE KIRIŞIK OLUŞMAMASI İÇİN HANGİ HAREKETLERDEN KAÇINMALIYIZ?
YANAKLARIN VE GIDININ SARKMASINI YÜZ YOGASI İLE NASIL ENGELLERİZ?
ALNIMIZIN KIRIŞMAMASI İÇİN HANGİ YÜZ YOGASI HAREKETLERİNİ YAPALIM?
KAŞLARIMIZ İÇİN HANGİ YÜZ YOGASI ÇALIŞMALARINI YAPABİLİRİZ?
YÜZ YOGASI NE KADAR SÜREDE ETKİSİNİ GÖSTERİR?
DUDAKLARIMIZIN KIRIŞMASINI YÜZ YOGASI İLE NASIL ENGELLERİZ?
YÜZ YOGASI İLE GERGİNLİĞİMİZİ NASIL ATARIZ?
GÜLMEK YÜZDEKİ KIRIŞIKLIKLARI ARTTIRIR MI???
kaynak:haberturk
Guzellik Moda Bakim MakyajGuzellik Moda Bakim MakyajYorum Yazın 11.07.2008
Çorbadan vazgeçebilir misiniz?
Çorba ve doygunluk üzerine bir araştırma…
Hamurlu Yeşil Mercimek Çorbası
Yorum Yazın 29.09.2007
Avokadolu Deniz Mahsulleri Salatası
Yorum Yazın 29.09.2007
Kemalpaşa Tatlısı (Bursa Yöresinden)
İçli Köfte (Güneydogu Anadolu Bölgesinden)
Hamsili İçli Tava (Karadeniz Bölgesinden)
Patatesli Biberli Ekmek (Hatay yöresi)
Pirzolalı Yaprak Sarma (Hatay Yöresinden)
İç Baklalı Bulgur Pilavı (Hatay’dan)
Yaban Ördeği veya Tavşan Yahnisi
Mutfak
Kebablar ve Köfteler
Yorum Yazın 25.09.2007
Genco 8. Bölüm Özeti
Pınar, Genco’ya Gidiyor
Kanal D’nin, başrollerini Alpay Atalan, Selen Seyven, Faik Ergin, Hazal Kaya, Emin Gürsoy, Mehtap Altunok, Orhan Şimşek, Mine Bıçakçı, Fatma Murat, Uygar Özçelik, M.Burak Demir, Berkan Tüfekçibaşı, İris Kara, Enis Arıkan, Mine Tüfekçioğlu ve Deniz-Melis Gözen’in paylaştıkları sevilen dizisi “Genco”nun bu akşam ekrana gelecek bölümünde; babası ile tartışıp evi terk eden Pınar, Genco ile yeni bir yaşama başlama konusunda kararlı davranıyor.
Babası ile tartışıp evi terk eden Pınar, kapıda karşılaştığı Tibet’in arabasındayken Genco’yu görür. Tibet’i bırakıp Genco’nun peşinden gider. Tibet, Pınar’ın kalbindeki erkeğin Genco olduğunu öğrenmiştir artık. Tibet de, Genco da böylesi ani bir tavır karşısında şaşkındır. Evinden ve ailesinden uzaklaşmayı seçen Pınar, Genco ile yeni bir yaşama başlamaya kararlıdır.
Uzun bir gecenin ardından Genco’nun hayatına biraz daha giren Pınar, ona dair küçük ayrıntılar, küçük duyarlılıklar keşfeder. Öte yandan Pınar’ın gelişi, mahalleyi karıştırır ama en çok da Sibel’i telaşlandırır.
Figen’in kaygısı Pınar’ın, Ankara’da olan Necati’den önce evde olmasıdır. Zira babasıyla kızı arasında köprü olmaya çalışan Figen, kızının geçici bir kızgınlıkla evi terk ettiğini düşünmektedir. Oysa Pınar kararlıdır.
Bu sırada başına geleni bir türlü hazmedemeyen Tibet, Genco’yu bir yolculuğa davet eder. Bu bir hesaplaşma buluşmasıdır. Erkek erkeğe, şiddet, öfke ve aşk dolu, tüm kozların, sırların ortaya konulacağı bir hesaplaşma. Olaylar git gide karışmakta, içinden çıkılmaz bir hal almaktadır.
Öte yandan Necati, adamı Burhan’ın Genco hakkında yaptığı araştırmanın sonuçlarını gördüğünde beyninden vurulmuşa döner. Tüm bu olaylara neden olan kişi, yani Genco, kızının peşinde, basit bir okul çalışanından çok daha tehlikeli biri midir? Genco’nun asıl sırrı nedir?
Yorum Yazın 14.09.2007
Köprü Dizisi; Oyuncuları, Ekibi, Haberleri, Bölümleri, Fotoğrafları, İmzaları, AvatarLarı, Bölüm Özetleri
Yazar Ayşe Kulin’in aynı isimli romanından Ahmet Yurdakul’un senaryolaştırdığı Köprü’nün yapımcılığını KOLİBA FİLM “Ata Türkoğlu”, yönetmenliğini ise Sadullah Şentürk üstleniyor.
2003 yılında geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Vali Recep Yazıcıoğlu’nun yaşamından yola çıkılarak çekilen dizide, Vali’yi Erdal Beşikçioğlu canlandırıyor.
Hikayemiz, idealist bir valinin (FİKRET YAZICI), merkeziyetçi-bürokratik yapının doğal sonucu olarak ‘soğuttuğu’, birbirinden uzaklaştırdığı, hatta kimi zaman kopardığı devlet-halk ilişkisindeki kısır döngüyü kırma çabası üzerine odaklanır. Bu çabanın görünürdeki somut hedefi ise, yaklaşık otuz yıldır, yukarıda sayılan sebeplerden ötürü bir türlü yapılamayan bir KÖPRÜ’dür. İktidarlar gelip geçer, o yöreden seçilen milletvekilleri, her defasında birbir umutla Ankara’ya gönderilir, içlerinden bakanlar, başbakanlar çıkar. Sayısız, raporlar, projeler hazırlanır, ama köprü ne hikmetse bir türlü yapılamaz. Bu arada hastalar hastaneye yetişemez, çocuklar okuluna gidemez, bazıları Karasu’nun hışmına uğrayıp sulara kapılır, gencecik anneler, karınlarında çocuklarıyla ölür.. isyan feryatları ayyuka yükselir… ve karşılık olarak köprünün ‘zarureti’ üzerine bir rapor daha tutulur.
Vali Fikret Yazıcı, şehre atandıktan kısa bir süre köprü sorununa el atar. Yaşadığı birkaç trajik olay, özellikle Başbağlar katliamı.. nehrin karşı yakasında terör örgütü insanları acımasızca öldürürken, köprüsüzlük yüzünden devletin, o insanların yardımına koşamayışı, zaten inatçı bir yapıya sahip olan Vali için köprüyü, nerdeyse bir ölüm-kalım meselesi haline getirir. Şu cümle beynine ve ruhuna mıh gibi çakılmıştır: “GİDEMEDİĞİN YER SENİN DEĞİLDİR!” aynı sınırlar içinde yer almak, eğer ‘gidemiyorsan’ hiçbir şey ifade etmez!
Vali, köprü için çıktığı uzun ve çileli yolculuk, sayısız engelle doludur. Başta merkezi devlet ve onu temsil eden kurumların durağan yapısı. Fikret Yazıcı, buna karşı halkın kendi gücüne başvurur. Bölge insanlarını örgütler, nerdeyse ‘imece’ sayılabilecek yöntemlerle işe koyulur ama ‘bürokratik çark’, kendi bir şey yapamadığı gibi, yapılanları da engellemek üzere devreye girmekte gecikmez. Kaldı ki Fikret Yazıcı, sıra dışı uygulamalarıyla öteden beri ‘mimli’ biridir ve belli çevreler onun başarısızlığını zaten dört gözle beklemektedir. Onun da ötesinde, köprünün yapım süreci içinde, birlikte yola çıktığı insanlarla da zaman zaman derin görüş ayrılıkları yaşayacaktır. Bütün bu çabalarında ona yakından destek veren iki kişi vardır. İlki, attığı her adımda yanında olan, onunla aynı idealleri paylaşan, ömrünün en uzun yol arkadaşı, karısı MELEK… İkinci ise, hikayeye daha sonra dahil olan ve köprüyü akıl almaz metotlarla var edip, nehrin üzerine yerleştiren.. bir başka sıra dışı insan: Mühendis Tekin…
Tekin, vali gibi büyük idealleri olan biri değildir. Dahası, o güne kadar sadece kendisi için yaşamıştır. Köprülere aşıktır sadece.. bir de karısına. Ancak gün gelir, karısı kendisini başka bir erkek için terk eder. Tekin’in hayatla arasındaki bütün köprüler yıkılır! Öylesine ki, hayatına son vermeyi bile düşünür. Derken o sırada Vali çıkar karşısına. Sert bir karşılaşmadır. Bu karşılaşmadan birkaç gün sonra Tekin, kendisi Elazığ’da bulur. Bir süre sonra da şehirdeki bir lisenin müdiresi Leyla ile tanışır. Leyla’da büyük şehirlerin birinden, gerisinde hazin bir gönül hikayesi bırakarak gelmiş, kalbinin kapıları ‘epeydir’ dünyaya kapalı bir kadındır.Kim bilir, belki de Tekin’in yapımına başlayacağı Karasu nehri üzerindeki bu mütevazı köprü.. hem onların tek tek hayatla barışmalarını sağlayacak bir vasıtadır, hem de pek çok insanın birbiriyle ve hayatla yeniden kuracakları bir ilişkinin başlangıcı…
<<<TÜM BÖLÜMLERİ BURADAN İNDİRİN>>>
Yorum Yazın 08.09.2007
Esmer tenliler s.e.k.s. te daha güçlü
Seks sembolü sarışınlara büyük darbe. Nobel ödüllü bilim adamı James Watson esmer ve şişmanların cinsel gücünün daha fazla olduğunu açıkladı.
DNA yapısını keşfederek Nobel Sağlık Ödülü’nü alan James Watson, insanın derisinin rengiyle cinsel gücü arasında bağ olduğunu bildirdi. Watson, koyu renkli kişilerin daha güçlü libidoya sahip olduklarını, bu yüzden de açık tenlilere oranla daha şehvetli olduklarını belirtti.
California’daki Berkeley Üniversitesi’nde konferans veren Watson, kuzey ülkelerinde yaşayanların gün ışığından daha az faydalandığı için mutsuz olduğunu ve daha çok alkol tükettiğini söyledi. Watson, Latin ülkelerinde yaşayanların ‘aşk insanı’ olma nedeninin de ten renkleriyle bağlantılı olduğunu söyledi.
Şişman olanlar daha şehvetli
Sıska manken Kate Moss’un fotoğrafını göstererek zayıf kadınların mutsuz olduğunu, şişman kadınların ise hem daha mutlu, hem de daha şehvetli olduklarını da söyleyen Watson, bazı meslektaşları tarafından ‘ırkçılıkla’ suçlandı.
Watson’a göre, insana mutluluk hissini veren pom-C proteini. Bu protein; deri rengini belirleyen melanin, duyguları kontrol eden beta endorphins ve vücuttaki yağ metabolizmasını düzenleyen leptin hormonlarını da salgılıyor. Başta melanin olmak üzere bu hormonlar güneş ışığıyla birlikte artıyor ve kişinin seks gücünü de artırıyor.
cinsellik Erkek Arsivi Kadin Arsivicinsellik Erkek Arsivi Kadin ArsiviYorum Yazın 17.08.2007
Most Users Ever Online Is On
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Ağu | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 |
| 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 |
| 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 |
| 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 |
| 29 | 30 | |||||