Kategori 'Guzellik Moda Bakim Makyaj'
6 adımda mükemmel bakım!
Her kadının hayalidir gençliğini ve güzelliğini uzun yıllar korumak ve olduğundan genç göstermek. Eğer cildinize iyi bakar, düzenli olarak temizler, nemlendirirseniz, uzun yıllar gençliğinizi koruyabilirsiniz. İşte genç ve güzel görünmenin 4 temel adımı.
Parlak saçlara sahip olun
Saçlarınızın çok kuru olduğundan yakınıyor, daha parlak görünmesini mi istiyorsunuz? İşte işe yarayacak bazı öneriler:
Bir muzu iyice ezin. Bir çay kaşığı bademyağıyla karıştırıp saçınızın diplerinden başlayarak uygulayın. 20 dakika beklettikten sonra durulayın.
Bir başka öneri ise şöyle; 1 yumurtayı, 1 çorba kaşığı sirkeyi, 2 çorba kaşığı bitkisel yağı karıştırın çırpın. Bu karışımı baş derinize ovarak iyice yedirin. Saçlarınızı tarayarak bütün karışımın saçlarınıza eşit yayılmasını sağlayın. 15 dakika böyle bekledikten sonra saçlarınızı yıkayarak durulayın.
Salatalık sürün canlanın
Salatalık ile cildinizi canlandırmaya ne dersiniz? A, B ve C vitaminleri ile fosfor, potasyum, demir, magnezyum ve gençlik iksiri olarak tanımlanan selenyum deposu salatalık, her türlü cilt sorununa iyi geliyor. Susuzluğu giderici özelliği ile cildin nem oranını dengeliyor. Canlandırıcı ve yumuşatıcı etkisi nedeniyle kozmetik ürünlerinin vazgeçilmez besinlerinden biri. Cildiniz için her gün
1 salatalık yiyin. Ayrıca salatalığın kabuğunu biraz kalın soyup yüzünüze sürün, cildinizde ani canlanma ve yumuşama etkisini hissedeceksiniz.
İyi bir uyku çekin
Cildimiz kendini onararak yenilenmek ve beslenmek için organizmanın derin uyku halini, yani geceyi bekler. Cilt, gece yarısından sonra hormonlar tarafından daha iyi sulanır; kılcal kan dolaşımı da aynı şekilde bu dönemde canlanır. Cildin uygulanan ürünlerden en yoğun olarak yararlandığı saatler ise sabahın dördüdür. Gecenin cildimize sunduğu en büyük hizmet sakinleşmektir. Yani gün boyunca kendisini güneşe, rüzgara karşı savunurken, yaptığı strese bağlı ya da mimiklerle ilgili kırışmaların asıl nedeni olan adale kasılmaları gece boyunca sakinleştiğinde ortadan kalkar ve cilt rahatlar.
Kırışıklıklara meyve
Bilim adamları, güneş ışınlarından meydana gelen cilt kırışıklıklarının yiyeceklerle de ilgisi olduğunu açıkladı. Araştırmacılar; sebze, baklagiller, zeytinyağı ve bazı meyvelerin, güneş ışınlarının olumsuz etkisine karşı cildi koruduğunu belirtiyor. Cildi güneş ışınlarının etkisinden koruyan diğer anti-kanserojen besinler ise balık, erik, elma ve çay. Öte yandan ciltte kırışıklıkların, et, sütlü besinler, şeker, tereyağı ve margarin tüketenlerde daha fazla meydana geldiği gözlendi.
Dudaklar balla parlasın
Bal, içeriğindeki vitamin mineral, antioksidan ve aminoasitlerle değerli bir besin maddesi olmasının yanı sıra, tedavi edici özelliklere sahip. İşte çatlayan dudaklar için tedavi edici bir dudak parlatıcısı:
1 fincan tatlı badem yağını ve yarım fincan balmumunu, mikrodalga fırında balmumu eriyene kadar tutun. 2 kaşık balı ilave edip karıştırın. Soğumaya bırakın. Karışımı kapaklı minik kaplara döküp kullanın.
Kuru cildin ilacı gül
Yağlı cilt kadar kuru cilt de sorun yaratır. Özellikle soğuk aylarda kuru cilt yeteri kadar beslenmezse, çatlaklar ve tahrişlere açık hale gelir. Kuru bir cildiniz olduğundan yakınıyorsanız gülden yararlanabilirsiniz. Gül suyu ve gül yağı kozmetikte de oldukça yaygın olarak kullanılıyor. Üç damla gül yağını, üç damla lavanta yağı ile karıştırarak cildinize sürün. Cildinizin bir anda gerginlikten kurtulduğunu hissedeceksiniz.
Cindy Crawford Guzellik Moda Bakim MakyajCindy Crawford Guzellik Moda Bakim Makyaj
06.08.2007
Lazer Epilasyon Tercih Ediyorum Çünkü;
Lazer teknolojisi ışığın kontrollü olarak yoğunlaştırılması, güçlendirilmesi ve hedef seçerek ısı enerjisine dönüştürülmesidir. Bu teknolojinin başarısı ve etkin sonuçları son 20 yılda Dünya’da kanıtlanmıştır.
Işık, farklı dalga boylarına sahiptir. Epilasyonda kullanılan dalga boyu kılın kalınlığına, rengine, kılın vücutta yer aldığı anatomik bölgeye, ten renginin açık veya koyu olmasına göre tercih edilir. Genellikle kısa dalga boyu açık ten rengine tercih edilirken, koyu renk tende ve bronzlaşmış tende leke riskini ortadan kaldırmak için uzun dalga boy tercih edilir. Tedavinin başarısı hekimlerin deneyimlerine bağlı olduğu kadar alet seçeneklerinin çok olmasıyla da doğru orantılıdır. Aksi takdirde senelerce süren 10-20 seanslara kadar çıkan seans sayıları ya da cilt lekeleri kaçınılmaz olur.
Photo Epilasyon:
Lazer gibi ışığın melanin pigmentini hedeflemesi üzerine kurulmuştur. Ancak buradaki işlem ışığın güçlendirilmesi değil filtreler vasıtası ile yönlendirilmesidir. Amerikan ekolü epilasyonda etkinliği nedeniyle lazeri tercih ederken, Avrupa ekolü ekonomikliği nedeniyle photo epilasyonu tercih etmektedir.
Bugüne kadar kullanılan klasik yöntemler; Ağda, traş bıçağı, tüy dökücü kremlerle epilasyonda kesin sonuç alınamamıştır. Çünkü bu yöntemler kıl folükülüne değil, kılı geçici olarak ortadan kaldırmaya yöneliktir. Koter Epilasyon (İğneli epilasyon) yöntemi ise her bir kıl kökünün tek tek hedeflenmesi nedeniyle uzun süren, acılı ve yorucu bir işlemdir.
Laser epilasyonu bu yöntemlerden ayıran en büyük fark ve avantaj, istenmeyen tüylerin üzerinde %80-90 başarılı kalıcı çözümdür. Lazer ışını, tek yönde ilerleyen yoğunlaştırılmış enerjidir.
Amerikan Lazer kliniklerimizde kullanılan lazer cihazları, soğutma sistemlerine sahip 755 nm dalga boyu Alexandrite,1064 nm dalga boyuna sahip Nd-yag’dır. Bu cihazların başarısı kıl folükülünü hedeflerken epidermise zarar vermeyen “selective photothermolisis” sistemidir.
Flash-Lamp olarak ta adlandırılan photo epilasyonda ışık enerjisi kullanılır. Lazerin yarım yüzyıla yaklaşıan geçmişi yanında henüz çok yenidir. Foto epilasyon cihazları lazer ışığı üretmezler. Bu sistemde ışık flash-lamp tarafında üretilip, cihazın cilde değen parçasında kristal filtrelerden geçerek, patlayarak cilde ulaşır. Lazerden farklı olarak filtre edilen ışık tek renk, tek dalga boyunda değildir ve güçlendirilmemiştir. 500-1200nm dalga boyları arasında değişen ışık yayılır. Bu özelliğinden dolayı nispeten ince kıllarda lazerden daha etkin olabilir. Şu ana kadar pratikte ışık ile çalışan sistemlerde sarı kıllar ve ayva tüylerinde kesin çözüm yoktur. Üretici firmaların çeşitli isimler altında sundukları (lpl,upl, vpl, ppl ve mavi ışık vs) cihazlar foto epilasyon cihazları ve uygulanan yöntemde foto epilasyondur.
Kliniğimizde kullanılan sistemlerin birbirini tamamlayıcı olarak planlanması ile epilasyondaki maksimum etki hedeflenir.
1064nm ND-Yag Lazer Cihazı Avantajları;
1- I. ve IV. Cilt tipinde maksimal etki. (En koyu cilt tipi Afro-Americana dahil cilt lekelenmesine sebep olmaz.)
2- Bronz tende güvenilir olarak kullanılır.
3- Hedeflediğimiz alan dışına yayılmaz.
4- Soğutma sistemiyle güvenilir ve ağrısızdır.
5- Ortalama +/- 6 seans sonrası %80 kalıcı kılsızlık hedeflenir.
755nm Alexandrite Lazer Cihazı Avantajları;
1- Büyük çalışma alanlarında son derece hızlı olması.
2- Yapısı incelmiş kıllarda etkinliğin sağlanması.
3- Epilasyonun hemen ardından cildin pürüzsüz olarak görünmesi.
4- Seans aralıklarının uzun olmasıdır
5- Ortalama +/- 6 seans sonrası %80 kalıcı kılsızlık hedeflenir.
Photo Epilasyon Avantajları:
1-Maliyeti hasta ve hekim için daha ekonomiktir.
2-İnce tüylerde daha başarılıdır.
3-Seans araları lazerde olduğu gibi uzundur.
4- Çalışma süresi nispeten kısadır.
5-Tekrarlanan seanslar sonrasında kalıcı kılsızlık etkisi gösterir.
6-Başarılı cilt yenileme işlemi yapılır.
Amerikan Lazer kliniklerinde, hem etkin hem ekonomik uygulamalar seçiminize sunulmuştur.
www.amerikanlazer.com
Epilasyon Guzellik Moda Bakim Makyaj LazerEpilasyon Guzellik Moda Bakim Makyaj Lazer
06.08.2007
Cildinizi tüm etkenlerden arındırınTüm kadınlar için önce yüz güzelliği geliyor. Bu nedenle yüz bakımlarına, vücut veya saç bakımlarına oranla biraz daha fazla zaman ayırıyorlar. Yüz bakımının ilk adımı, temizlikle başlar. İster makyajlı olun, ister makyajsız, cildinizi düzenli olarak her gün temizlemeniz gerekiyor. Bunun için sabahları kalktıktan sonra rutin yüz temizliğinize başlayabilirsiniz. Cildi arındırma metodları arasında, peeling ve yüz maskeleri de yer alıyor. Bu ürünleri satın alırken, cildinize uygun olup olmadığını bir uzmana danışın. Maske ya da peeling’leri, ihtiyacınıza göre haftada bir kez kullanmanız yeterli olacaktır.
20-40 yaş arası
Günümüzde kadınların ortalama yüzde 20-30′u ayda bir kez derinlemesine yüz temizliği için ürün kullanıyor. Özellikle 20-40 yaşlar arasındaki kadınlar, ciltlerinin gerilmesinden, yanmasından, kaşınmasından ve batmasından şikayet ediyor. Bu durumda, kızarıklık, kırışıklık, pul pul dökülme gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Bunun çeşitli sebepleri var. Hava kirliliği, mevsimsel değişiklikler, makyaj, günlük stres, cildin yüzeyinde kir ve yağ birikimlerine neden oluyor. Bu birikim de, gözenekleri kapatarak sivilcelerin ve siyah noktaların oluşmasına yol açıyor. Ayrıca ölü hücreler de cildin bu üst katmanında toplanarak, sağlıksız ve mat bir görünüme sebep oluyor.
Zararlı faktörler
Cildin koruyucu mekanizması zayıfladığı zaman, zararlı faktörler daha kolay deriden içeriye girebiliyor. Buna bağlı olarak ciltte hızlı nem kayıpları ve kurumalar meydana geliyor. Bu nedenle hassas ciltlerin temizliğine daha fazla özen göstermek gerekiyor. Toz, kir ve makyajın düzensiz ya da özensiz olarak temizlenmesi ve alkol içeren ürünler kullanılması, cilt yüzeyini olumsuz etkiliyor.
Cilt tipine göre ürün
Sabun, losyon ya da köpükle yaptığınız günlük yüz temizliği, cildinizin yüzeyinde toplanan kiri temizliyor. Düzenli aralıklarla uygulayacağınız derinlemesine temizlik ise, ciltte biriken ölü hücreleri arındırıyor. Ancak, hangi temizleme yöntemini uygularsanız uygulayın, burada dikkat etmeniz gereken en önemli nokta, cildin hassas yapısına zarar vermemektir. Bunun için cilt tipinize uygun ürünler seçin. Hatta ürün seçerken bir dermatoloğa danışmanızda fayda var.
Kırışmadan önlem alın
Hassas ciltler, çeşitli çevresel faktörlerden olduğu kadar, ruhsal nedenlerden dolayı da kolaylıkla kuruyabiliyor. Böylelikle yüz bölgesinde erken yaşta kırışıklar görülmeye başlıyor. Özellikle de yağ bezleri içermeyen göz çevresi, daha fazla etkileniyor ve kırışıyor. Kırışıklıkların oluşmasını, 30’lu yaşlarda göz çevresi kremleri ve yoğun nem içeren kremler kullanarak geciktirebilirsiniz.
Ovarken kılcal damarları çatlatmayın
Kese ile ölü derinin atılmasını ve kan dolaşımının artmasını sağlayabilirsiniz. Lifli eldivenle ise, karından ayaklara, ellerden omuzlara ve sırta kadar vücudunuzu iyice ovun. Eğer kılcal damar çatlamaları çok oluyorsa bu uygulamayı bırakın ve düzenli olarak C vitamini alın. Banyoda sabunlanmadan once küçük bir şişe bitkisel yağ ile vücudunuzu ovmayı unutmayın. Daha sonra hafif bir sabun kullanın veya hiç kullanmayın. Banyodan çıktıktan sonra iyice kurulanın ve yağın geri kalanını vücudunuza yedirin.
Guzellik Moda Bakim MakyajGuzellik Moda Bakim Makyaj
06.08.2007
Yaşlanırken güzelliğiniz bozulmasın!

Yaşlanmak kaçınılmaz. Ancak yaşlanma hızını kontrol edebilmek ve bu süreci sağlıklı geçirebilmek için besinlerden yararlanmak mümkün…
Doğru beslenme, cildi ve dış görünümü olumlu etkilemenin yanı sıra kanser ve diyabet gibi hastalıkların oluşmasını da engelleyebiliyor.
Nebraska Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Profesör Denham Harman’a göre, hücreleri ve DNA’yı tahrip eden serbest radikaller, yaşlanmayı yüzde 99 oranında hızlandırıyor. Serbest radikallerin vücuda girmesi için; sigara içmeniz, mangalda pişmiş bir dilim et yemeniz, güneşte çok fazla kalmanız; hatta sadece nefes almanız bile yeterli.
Peki ne yemeliyiz?
Vücudumuza giren besinlerin işlenmesi sonucu ortaya çıkan serbest radikallerin bazı tehlikeli türleri, kansere dahi yol açabiliyor. Serbest radikallerin zararlı etkileriyle başa çıkabilmek için, vücuttaki bağışıklık sisteminin kuvvetli olması gerekiyor. Bu durumda anti-oksidantlar, yani A vitamini, beta karoten, C vitamini ve E vitamini oldukça önem kazanıyor. Peki bu durumda hangi besinleri tercih etmeliyiz?
Protein: Uzmanlara göre, öğünlerde proteine mutlaka yer verilmeli. Salam, sosis gibi şarküteri ürünlerinden ve kırmızı etten kaçınılmalı; yağsız beyaz et, balık, süt ve süt ürünleri tercih edilmeli. Ayrıca, bitkisel protein kaynağı olan kuru baklagillere de haftada 2 öğün yer verilmeli. Etler haşlanmalı, fırında veya ızgarada pişirilmeli, yağda kızartılmamalı.
Kepekli gıdalar: Beyaz ekmek, beyaz pirinç gibi rafine edilmiş karbonhidratlar yerine kepekli veya tam undan yapılan ekmekler, rafine edilmemiş pirinç, kepekli makarna gibi kepekli tahıllar tercih edilmeli.
Şeker: Yüksek karbonhidrat kaynağı olan tatlılar, pasta, börek ve çörekler, konsantre meyve suları, kola ve gazozlar, vücuttaki yağ miktarını arttırdıkları için, kaçınılması gereken besinler. Bu nedenle, vücudun şeker ihtiyacı meyvelerden karşılanmalı.
Yağ: Tereyağı, margarin gibi doymuş yağlardan uzak durulmalı, ayçiçek ve mısır yağları vücutta kullanılırken, serbest radikallerin oluşumuna daha çok zemin hazırladıkları için zeytinyağı tercih edilmeli.
Sebze ve meyve: Her gün 2-3 porsiyon meyve, 2-3 çeşit sebze tüketmeye dikkat edilmeli. Kabuklu yenebilen meyve ve sebzelerin kabukları soyulmamalı, yıkanırken ve pişirilirken besin değerleri kaybolmayacak şekilde hazırlanmalı. Özellikle lutein bakımından zengin olan ıspanak, brokoli, domates, havuç, portakal gibi besinler, antioksidan etkisiyle de yaşlanmayı geciktirir, cildi gençleştirir.
Güzellik Guzellik Moda Bakim Makyaj ReçetesiGüzellik Guzellik Moda Bakim Makyaj Reçetesi
06.08.2007
Sağlığınız için, gözlüksüz çıkmayın!

Göze direkt temas eden güneşin zararlı ultraviyole ışınları korneada yanıklara sebep olabiliyor, bu olumsuz etkilerden korunmak için mutlaka doğru seçilmiş bir güneş gözlüğü kullanın…
Uzmanlar iyi korunmadığımız takdirde güneşin gözlerimize zararlı etkileri olabileceğini söyleyerek uyarıda bulunuyor. Hisar Intercontinental Hospital Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Faruk Eroğlu parlak yaz güneşi nedeniyle gözlerimizi bekleyen tehlikeleri ve korunma yöntemlerini anlatıyor.
Nasıl etkiliyor?
Güneş ışınları görülebilir ışık, ultraviyole (morötesi) ve infrared (kızılötesi) ışınlardan oluşmaktadır. Bunların arasında göz sağlığımızı en çok etkileyen ışınlardan mavi ışınlar ve ultraviyole ışınlardır. Ultraviyole ışınların çoğu ozon tabakası tarafından, infrared ışınları ise atmosferde bulunan yağmur damlaları tarafından emilmektedir.
Mavi ışınlar
Özellikle son yıllarda bir çok kimyasal maddenin etkisiyle ozon tabakasında meydana gelen incelme nedeniyle sağlığımız için son derece tehlikeli olan bu ışınlar, yeryüzüne daha fazla ulaşmaktadır. Mavi ışınlar ise atmosferde hiçbir engele takılmadan doğrudan yeryüzüne ulaşır, dolayısıyla mavi ışık, atmosfere ve doğal olarak insan gözüne hiçbir engel olmadan girebilir.
Özellikle yaz aylarında göze direkt temas eden ultraviyole ışınları korneada yanıklara ve sinir tabakasında görme merkezi hasarına sebep olur. Güneşle temasta bulunan herkesin bu ışınlara karşı gözlerini koruması gerekir. Açık renk gözlüler, gözlerinden herhangi bir cerrrahi operasyon geçirmiş olanlar yüksek risk grubundadır.
Doğal koruma
Göz bu zararlı ışınlardan korunmak için bir çok doğal koruma sistemine sahiptir. Gözlerin koruyucu kemik yapı içine yerleşmiş olması, kaş, burun, yanaklar, göz kapakları ve iris tabakası gözün fazla ışıktan korunmasını sağlar. Ancak göze giren bu ışınların miktarının arttığı zamanlarda bu tabakaların koruyucu etkisi azalır. Bu nedenle açık havalarda güneş gözlüğü kullanılması şarttır.
Gözlük seçerken
Güneş gözlüğü mutlaka ‘ultraviyole (UV) engelleyici’ özellikte olmalıdır. Bu özelliği olmayan güneş gözlüğü sadece fazla ışığın göz içine girmesini engeller. Ayrıca iyi bir güneş gözlüğünde camın rengi homojen olmalı ve bulanık görmeye yol açmamalıdır. Gözlüklerde çerçeve seçimi yaparken estetik özellikler yanında gözü tam korumasına dikkat edilmelidir.
Gözlük Guzellik Moda Bakim MakyajGözlük Guzellik Moda Bakim Makyaj
06.08.2007
Koruyucu sürmeden sokağa çıkmayın!
Sadece güneşlenirken değil, dışarı çıkarken de koruyucu sürmelisiniz. Yetersiz kullanmak ya da etkisi geçince yenilememek en sık yapılan hatalardandır.
Sıcak yaz günlerinde cildimizin güneş ışınlarından zarar görmemesi için güneşten koruyucu kremler kullanmak çok önemli. Ancak bunları seçerken bazı kriterleri göz önünde bulundurmak ve uygun şekilde kullanmak gerekiyor. Hisar Intercontinental Hospital’den Dermatoloji Uzmanı Dr. Şerife Günel, “Güneş koruyucuları seçerken cilt tipinin yanı sıra cildin kuru veya yağlı oluşuna göre de seçim yapmak gerekir. Örneğin, yüzünde sivilceleri olan bir kişi yağlı bir güneş koruyucu kullanırsa sivilcelerde artış görülür. Güneş koruyucuları güneşe çıkmadan en az 30 dk önce sürülmeli, su ve terleme ile etkinliğinin azalacağı düşünülerek 4 saat ara ile yenilenmelidir. İyi bir güneş koruyucu kokusuz ve renksiz olmalı, suya ve terlemeye dayanıklı olmalı, tahriş edici ve alerji yapıcı özellikleri olmamalı, UVB ve UVA ya karşı koruyucu olmalı ve antioksidanlar içermelidir” diyor.

Gölgede yanmam sanmayın
Güneş koruyucunuzu alırken şu noktaları göz önünde bulundurun…
Günlük bakımda en az 15 faktörlü SPF kremler kullanın. Bu sayede UVB ışınlarını yaklaşık yüzde 90 oranında engellenmiş olursunuz. Hassas, alerjik ve açık ten rengine sahip iseniz daha yüksek faktörleri tercih edin.
İçeriğinde etkili maddeler bulunduktan sonra pahalı ile ucuz güneş koruyucu arasında büyük fark yoktur. Cebinize uygun olanı seçin ve cildinize bu kremden bol bol sürün. Unutmayın yetersiz kullanmak veya etki süresi geçtikten sonra yeniden krem sürmemek size gereken yararı gösteremez.
Makyaj yapıyorsanız sıra ile nemlendirici, güneş koruyucu ve fondöteninizi uygulayın. Bazı SPF ürünler nemlendirici özelliği taşıdığı gibi bazı nemlendiriciler de güneş koruma faktörü içerebilir. Birçok zaman hem nemlendirici hem de güneş koruyucu kullanmanız gerekirken zor durumda kaldığınızda her 2 özelliği taşıyan tek ürün de kullanabilirsiniz.
Su, deniz, UV ışınlarını şiddetli yansıtırlar. Plajda uzun süre kaldığınızda daha fazla koruyucu kullanın. Sakın gölgede oturduğunuz için koruyucu sürmeyi ihmal etmeyin.
Ürün seçerken üzerine ‘water proof’ veya ‘water resistant’ yazanları tercih edin. Uzun süre suda kaldığınızda, terlediğinizde, güneş koruyucu etkisini kaybedebilir. ‘Water proof’ yani suda çıkmama özelliği olanlar terleme ve su ile akmazlar ve etkilerini sürdürürler.
Güneş / Özlem Yavuz
Güzellik Guzellik Moda Bakim Makyaj ReçetesiGüzellik Guzellik Moda Bakim Makyaj Reçetesi
06.08.2007
Artık selülitinizle vedalaşın!

Kadınların korkulu rüyası selülit yaz aylarında daha çok göze çarpıyor. Ancak üzülmeyin, uygun yöntemle çözüm mümkün.
Selülitler yazın daha moral bozucu bir hale geliyor. Derinin alt tabakasında, yağ dokusunun çevresinde oluşan ve derinin üstünde pütürlü görüntüye neden olan selülite, kalıtım, hormonal yapı, duruş bozukluğu ya da stres gibi pek çok etken neden olabiliyor. Plastik ve Rekonsturiktif Cerrahi Uzmanı Operatör Dr. Buğra Sadıkoğlu selülitin tedavi yöntemleri hakkında bilgi veriyor.
Neden olur?
Deri ve kas arasında derinin sarkmasını önleyen, kas dokusuna tutunmasını sağlayan bağ dokuları bulunur. Deri altı yağ dokuları, deri ve kas arasında dik olarak uzanan bu bağ dokularının oluşturduğu bölmelerde bulunur. Bu bağ dokuları normal halinde esnek, uzayıp kısalabilen yapılardır. Ergenlik ya da hamilelik gibi hormonal nedenler, varis gibi dokularda oluşan dolaşım bozuklukları, hızlı kilo alıp verme gibi nedenlerle deriyi kaslara bağlayan bu bağ dokuları elastikiyetini yitirir.
Yağ dokusundaki artış ve cilt altı dokularda sıvı birikimi esnekliğini yitirmiş bu bağ dokularını gerer, sonuçta deride tutundukları yerlerde çökmeler, diğer bölgelerde kabarıklıklar oluşur. Bu görünüm bozukluğu halk arasında selülit olarak adlandırılır.
Tedavi seçenekleri
LPG: Deriye baskı ve esnetme uygulanıp hem bu bölgedeki yağ dokuları uzaklaştırılmakta, hem de sertleşen bağ dokuları esnetilerek çekinti yapma etkisi azaltılmaktadır. LPG uygulamasını ilk aylarda yoğun, sonraki aylarda aralıklı olarak yapmak gerekir. Ancak LPG uygulamasına son verildikten bir süre sonra selülit görünümü tekrar ortaya çıkar.
Mezoterapi: Cilt altına enjekte edilen ilaçlar ile yağ birikiminin azaltılması ve bağ dokularının yumuşaması sağlanmaya çalışılır.
Liposuction: Bu yöntemin uygulanacağı bölgelere önceden kanamayı azaltan ve yağ dokularını kolay vakumlamayı sağlayan sıvılar enjekte edilir. Daha sonra 3-4 mm kalınlıktaki metal kanüller yardımı ile, 0.5 cm’lik cilt kesisinden girilerek, vakum yardımı ile cilt altındaki yağ dokuları kesin ve kalıcı bir şekilde uzaklaştırılır ve deri ile kas arasındaki bağ dokuları esnetilip yer yer bağlantı noktaları serbestleştirilir.
cekici guzellik Guzellik Moda Bakim Makyaj moda sex yascekici guzellik Guzellik Moda Bakim Makyaj moda sex yas
06.08.2007
Cilt Bakımını önemseyin
Cilt, hayatımızı sürdürmek için sağlıklı ve düzenli çalışması gereken diğer organlar gibi hayati öneme sahip bir organdır. Ancak, bu organ diğerleri gibi kaslar ve kemikler ardına saklanmayıp bizi tanımlama tanıtma görevini de üstlenmiştir.
Günümüz de ve gelecekte insan ömrü daha da uzayacaktır. Orta yaş kavramı 40′lı, yaşlardan 60′lı ve ileri yaşlara yükselmiştir. Ömrümüz uzarken maruz kaldığımız çevresel koşullarda çeşitlenmiş ve şiddetlenmiştir. Bu nedenlerle cilt sağlığını ve kalitesini korumak, arttırmak gençliğini daha uzun süre korumak için bilinçli olmak gerekir.
Cilt bakımı, tıbbi yaklaşımlar ve teknoloji ürünü medi-kozmetiklerle sağlık ve kalite hedeflenir.
1- Kişiye özel peeling bakımı: Hücre yenilenmesini hızlandırır tahriş ve kuruluk yaratmadan en hassas cilt tiplerinde bile,cilde olası en genç görünümü kazandırmak için özel olarak geliştirilmiştir.
2- Clearing cilt bakımı: Özellikle akne ve problemli ciltler için uygundur. Bitki ekstreleri ve A vitamininin desteği ile cildin yağlanması ile mükemmel bir şekilde mücadele eder.
Bu sayede cilt daha yumuşak ve pürüzsüz görünüme kavuşur ve cilt dengelenmesi sağlanır.
3- İlluminating cilt bakımı: Bu bakım karma, vitamin dengesi bozuk, mat ve donuk ciltlere çözüm oluşturmaya önem vermek suretiyle uygulanır.Özelllikle, cilde parlaklık veren bitki ekstreleri ve vitamin C ağırlıklı maddeler içeren ürünler sayesinde cilt tonu eşitlenir ve daha sağlıklı bir görünüm kazanır.
4- Anti- Aging cilt bakımı: Bu bakımın özelliği kuru ve foto yaşlı ciltler için uygun olması. Ürünlerin içindeki yüksek düzeydeki vitamin,antioksidan ve lipidler çizgilerin azalmasını ve cildin nemlenmesini sağlarlar. Bu sayede daha parlak ve canlı görünüm kazanılır.
5- Rosasae(ciltteki kızarma) tedavisi için cilt bakımı: Cilt yumuşak bir şekilde ölü hücrelerden arındırılır,daha sonra kızarıklığı ve kuruluğu antioksidanlar bakımından zengin yağ içermeyen nemlendirici ürünler kullanılarak sorunu giderilir.
Hücresel katmanlardan oluşan epidermis her ay kendini yeniler. Uygun bir cilt bakım programı ve her gün yapılan düzenli bakım ile cildin görünümünü düzeltmek mümkündür. Ciltte canlı ve sağlıklı bir ifade deri altı tabakadaki kan sirkülasyonuna bağlıdır. Yaşla ve zamanın sebep olduğu yorgunlukla ciltteki çizgiler derinleşir ve yüz kontürü sıkılığını kaybeder. Cildin yaşamsal fonksiyonlarını aktive etmek ve elastikiyetini sağlamak gereklidir. Cildin elastikiyeti ve sıkılığı kolojen, elastin ve retikülin (liftoproteinler) ile yeniden yaratılır. Liftoproteinler cilde lifting etki sağlamak amacıyla seçilmiş moleküller kompleksidir. Kolojen ve elastin liflerinin dejenerasyonunu önlerken sentezini de arttırarak cildin güçlenmesi sağlanır. Antiaging etkisi sayesinde uzun süreli sıkılaşma sağlayarak cilt gençliğine kavuşur.
Liftozom Bakımı: özel olarak olgun ciltler için geliştirilmiş bir bakımdır. Isınan maske yüzde bekletilirken portakal (C vitamini), ginseng özlerive deniz bazlı kolojen cilde enerji verir. Isınma etkisiyle birleşen bu aktif içerikler cildin elastikiyetini yeniden kazandırır ve yeni hücre oluşmasını hızlandırı. Bakımın sonunda, cildiniz gözle görülür şekilde daha pürüzsüz olacak ve yorgunluk çizgileriniz ortadan kalkacaktır
cekici guzellik Guzellik Moda Bakim Makyaj moda sex yascekici guzellik Guzellik Moda Bakim Makyaj moda sex yas
06.08.2007
Öğle uykusu vücudu tazeliyor!
Öğle uykusu, en az gece uykusu kadar yararlı. Bu sayede vücut tazeleniyor, iş verimi artıyor, ömür uzuyor.
Akdeniz ve Güney Amerika ülkelerinde saat 14.00-16.00 arasında yapılan ’siesta’ yanı öğle saatlerinde dinlenme uygulaması yapılıyor. Öğle saatlerinde kişilerin yaşadığı yorgunluğu engellemek için, kısa süre de olsa uykuya ihtiyaçları olduğu düşünülerek yapılan bu uygulamanın iş verimini artırdığı da görülmüş. Uykusunu alan çalışanlar işe daha dinç bir şekilde sarılıyor. Peki gerçekten de öğle uykusunun ne gibi faydaları var? Memorial Hastanesi Uyku Laboratuvarı Sorumlusu Doç. Dr. Turan Atay “Öğle uykusu fizyolojik bir olaydır. Kişinin 24 saat içerisinde uykuya yatkın olduğu dönemlerden biri de öğle uykusu saatleridir. Öğle uykusu, en az gece uykusu kadar insan vücuduna yarar sağlar. Gece yeteri kadar uyumuş, gündüz de öğle uykusu uyuyan bir kişinin vücudu tazelenir, performansı artar, düşünme ve problem çözme yeteneği hız kazanır” diyor. Gün içerisinde iki kez vücut ısısı düşer. Birisi sabaha karşı 03.00 sıralarında, diğeri ise öğleden sonra 14.00- 15.00 saatleri arasındadır. İnsanların öğle yemeğinin ağırlığına bağladığı bu rehavet dönemi, aslında vücudun uykuya en meyilli olduğu saat dilimidir. Bu saat aralıkları uykunun en kaliteli olduğu zamandır. Kaliteli uyku, insan vücuduna uzun süre uyumaktan çok daha faydalıdır.
Çocuklar mutlaka uyumalı
İmkanı olan herkesin öğle uykusuna yatması vücudu açısından faydalıdır. Ancak özellikle çocukların öğle saatlerinde mutlaka uyumaları gerekir. Çocukluk çağında öğle saatlerinde alınan kaliteli uyku, beyin ve vücut gelişimi için çok önemlidir. Çocukların yaklaşık 1-2 saat öğle uykusuna ihtiyaçları vardır. Erişkinler içinse 15-20 dakika yeterlidir. Ancak bazı insanlar geceleri dahi uyuyamaz, bu nedenle böyle sıkıntıları olan kişilere öğle uykusu kesinlikle tavsiye edilmez.
Güneş
Güzellik Guzellik Moda Bakim Makyaj ReçetesiGüzellik Guzellik Moda Bakim Makyaj Reçetesi
06.08.2007
Onceki Yazilar