TAKVIM
Eylül 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Tem    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Archive for the ‘Kultur Ve Sanat’ Category

GELMİŞ GEÇMİŞ EN İYİ 10 VAMPİR FİLMİ

Cumartesi, Ocak 17th, 2009

Sohbet-Chat Arkadaşlık İçin;

Rumuzunuzu yazın sohbete katılın.Nickiniz Şifresiz ise Şifre bölümünü Boş Bırakınız..

Rumuz Şifre Sohbet Et
#Diyalog #Radyo #Oyun
#ask #Kralchat #35+

GELMİŞ GEÇMİŞ EN İYİ 10 VAMPİR FİLMİ

Bu hafta vizyona giren Alacakaranlık, vampir filmleri
tarihinde çığır açtı. Biz de bu durumu fırsat bilerek alt türün sinemadaki
yolculuğuna bir bakış attık ve sinema tarihinin en iyi 10 vampir filmini seçtik.

Çoğunlukla Bram Stoker’ın 1897’de yazdığı romandan yola
çıkarak karşımıza çıkan vampir filmleri, Dracula, Lestat, Vampyr, Nosferatu gibi
isimlerle temsil edilmiştir sinemada. Esas işlevi ise aristokrasiyi temsil
etmesidir. Zira şehrin dışındaki şatosunda yaşayan bir adamın insanlığa
getirdiği dehşete odaklanır özünde. O adam gündüzleri bir tabutta uyumakta,
geceleri ortaya çıkınca ise zaman zaman yarasaya dönüşmektedir. Aristokrasinin
dinsizliği haçtan korkmasını, dış görünüşe önem vermesi sarımsaktan uzak
durmasını ve aynayla haşır neşir olmasını sağlar. Yani belli motiflerle aslında
bir aristokrasi hikayesi anlatır vampirler. Sinemadaki yeri ise korku
sinemasının alt türü olmasıyla bağlantılıdır.

1-Nosferatu (1922)

Birçok kaynağa göre sinema tarihinin ilk vampir filmi.
Bram Stoker’in romanının serbest bir uyarlaması olmasına karşın kaynağını o
günlerde belli etmemişti. Bu sebeple de Nosferatu ismini kullandı. Dracula
karakterini ise Graf Orlok adıyla perdeye yansıttı. Sessiz sinemadaki Alman
ekspresyonizmi akımının en önemli ismi Friedrich Wilhelm Murnau imzalı yapıt,
sonradan birçok filme esin kaynaklığı yaptı. Anlattığı hikaye ise şatosunda
yaşayan Nosferatu’yu ziyarete giden bir emlakçının kaybolmasına odaklıydı. Bir
şekilde sevgilisi de tehlikeye giren bu adamın içine düştüğü tehlikeden kurtulma
çabasına değiniyor. Nosferatu’yu canlandıran Max Schreck’in ise o zamanlar
karakterine çok fazla girdiği için intihar etmek istediği dahi söyleniyor. Max
Schreck isminin sonradan “Batman Dönüyor”da (“Batman Returns”) bir karakter
ismine dönüştüğünü ve filmin sadece korku filmlerinin değil, sinema tarihinin de
en iyileri arasında sayıldığını da ekleyelim.

2-Karanlık Bastığında (Near Dark) (1987)

Caleb, güzel bir kıza tutulur. Ancak o kızın bir grup
serseri ile yolculuk ettiğini öğrenir. Bir süre sonra ise Amerika’nın batısında
yol alan bu grubun kötü vampirlerden oluştuğunu anlayacaktır. Vampir filmi ile
western türünü iç içe geçirmesiyle dikkat çeken yapıt, aynı zamanda vampir
kavramını alt kültürün içine sokarak da sonuç almıştı. Zira burada aristokrasi
mantığı, ilk kez evsiz-yurtsuz insanların arasına giriyordu. “Point Blank”,
“Strange Days” gibi filmleriyle tanıdığımız Kathryn Bigelow imzalı yapıtta Bill
Paxton, Lance Henriksen gibi isimler rol alıyor. Hala etkisi süren devrimci bir
vampir filmi olduğuna şüphe yok. Yol filminde canlanan vampirler ve daha birçok
uçarı şey mevcutlar dahilinde…

3-Dracula (1931)

Universal Pictures, 1930’lu yıllarda korku filmleri
çekmeye karar vermişti. Zira farklı türler üreterek maddi anlamda yeni alanlar
açmayı hedefliyordu o zaman stüdyolar. Şirket de bu mantık ışığında o yıllarda
sesli sinemanın doğuşuyla birlikte ilk olarak Dracula, Frankenstein ve Kurtadam
filmleri üretti. Çünkü bunların tamamının romanları vardı ve uyarlamanları
kolaydı. “Dracula”, bu filmlerin ilki olma özelliği taşıdı. Film, stüdyonun tür
konusunda güvendiği yönetmen Tod Browning’in imzasını taşıyor. Ana karakter
Dracula rolünde ise ünlü korku oyuncusu Bela Lugosi var burada. Sonradan
kültleşen oyuncu, her zamanki gibi klasik Dracula öyküsüne öncülük ediyor.
Dracula’nın şatosuna girip vampire dönüşen bir insan, bu salgını Londra’ya
yayar. Tabii Dracula’nın laneti, yavaş yavaş bütün şehre yayılır. Tabii
hayatının aşkını bulana kadar!

4-Bıçağın İki Yüzü (Blade) (1998)

Melez bir vampir avcısının hikayesini anlatan yapım, 2002
ve 2004 iki de devam filmiyle onurlandırıldı. Bir vampir avcısının vampirleri
dünyadan temizlemesini, bu amacında da aldığı insancıl yardımları öne çıkarıyor
bu yapıt. Filmin, yüksek tempolu bir aksiyon vaat etmesinin yanında, bir çizgi
roman uyarlaması olması da dikkat çekici. Zaten bu yönüyle de vampir filmini
çizgi roman mantığının içine sokmuştu 10 sene önce. O Dracula adlı kötü ortadan
kalkmış, hatta kendi motiflerini burada Wesley Snipes’ın canlandırdığı iyi
adamın ya da çizgi roman kahramanının vücuduna yerleştirmişti. Yani alt tür
açısından önemli milatlardan biridir bu yapıt. Zaten günümüze kadar da etkisini
sürdürmüştür. Yönetmeni ise İngiliz Stephen Norrington.

5-Açlık (The Hunger) (1983)

Mısırlı vampir Miriam, yaşamını sevgililerinin kanlarını
içerek sürdürmektedir. Buna karşılık olarak sevgililerin ömürlerini
uzatmaktadır. Ancak bir gün bu durumdan sıkılan Miriam, vampir sevgilisi John’un
da ölmesiyle birlikte sevgiyi dışarıda aramaya başlar. Dr. Sarah’ya aşık olunca
ise durum çok daha farklılaşacaktır… “Çılgın Romantik” (“True Romance”), “Top
Gun” ve “Domino” gibi filmlerin yönetmeni Tony Scott imzalı yapım, vampir
mantığını eşcinsel ilişkilerin içine sokmasıyla dikkat çekiyor. Tabii daha çok
da mitin seks tarafını modern dünyaya dahil ederek sonuç alıyor. Zira bu aslında
seksle yaşayan bir kadının hikayesi. O kadını canlandıran Catherine Deneuve,
onun aşığı rolünde ise Susan Sarandon var. Lezbiyen seks sahnesiyle çığır açmış
sinema tarihinin en uçarı vampir filmi bu!

6-Vampir (Vampyr – Der Traum Des Allan Grey)
(1932)

Genç gezgin Allan Grey, bir şatoya gelir. Ancak günler
geçtikçe şatonun içinde açıklanamaz şeyler olmaktadır. Bir gölgeye, kabusunun
kendisini öldürmesine ve daha nice şeye tanık olur. Şatonun lordunun kızlarından
birinin ölmesiyle birlikte ise bu gördüklerinin gerçeğin ta kendisi olduğunu
anlayacaktır. Sinema tarihinin en serbest vampir filmi olarak gösterilen yapım,
gördüğümüz hiçbir alt tür örneğine benzemez. Zira aslında Sheridan Le Fanu’nun
romanının uyarlamasıdır. Yani Bram Stoker’in Dracula eseri dışında da vampir
filmi alt türünü kullanan romanlar olduğunun bir kanıdıdır. Yönetmenlik
koltuğunda usta Danimarkalı yönetmen Carl Theodor Dreyer’in oturması da farkını
ortaya koyar. Zira Dreyer, sanat sinemasındaki kilit isimlerden biridir sinema
tarihi kitaplarına göre…

7-Alacakaranlık (Twilight) (2008)

17 yaşındaki Isabella’nın bir kasabayla gelmesiyle beraber
orada yaşayan bir vampire aşık oluşunu anlatan yapım, gençlik filminin içine
vampir motiflerini sokmasıyla çığır açtı. Bir roman uyarlaması olmasının yanında
karakterlerinin sorunlarını anlatırken çizgi roman mantığını da benimsemesi
tadına tat katıyor eserin. Yönetmenlik koltuğunda ise “Onüç” (“Thirteen”)
filminden tanıdığımız Catherine Hardwicke var. 19. yüzyılda
aristokrasi-proletarya çekişmesinin gündemde olduğu bir dönemde ortaya çıkan
vampir hikayesi, burada 21. yüzyıl dünyasına uyarlanmış durumda. Öyle ki
vampirler bile vejetaryen ve yarasaya dönüşmek yerine uçuyorlar!

8-Vampir Nosferatu (Nosferatu, Phantom Der Nacht)
(1979)

60’larda sinemaya giren usta Alman yönetmen Werner
Herzog’un Murnau’nun 1922 tarihli filmine saygı duruşunda bulunduğu yapım, o
filmi renkli döneme birebir uyarlamasıyla dikkat çekmiştir her zaman. Bu
tarafıyla da kimi zaman şiirsel sekanslarıyla eşine az rastlanır bir vampir
filmi olmayı becermişti. Nosferatu’yu Herzog’un kadim dostu ve oyuncusu Klaus
Kinski’nin, onu ziyarete gelen emlakçı Jonathan Harker’ı ise Bruno Ganz’ın
(“Çöküş” filminin Hitler’i) canlandırdığı yapıt, 19. yüzyıldaki dünyayı
kavramasıyla dikkat çekmiştir en çok da. Tabii Murnau’nun filminden farkı,
vampir karakterine Graf Orlok yerine Kont Dracula ismini vermesidir.

9-Dracula’nın Dehşeti (The Horror Of Dracula)
(1958)

Aynen 1930’larda Universal’ın yaptığı gibi 50’lerde de
İngiliz Hammer Films şirketi korku filmi üretmek için kesenin ağzını sonuna
kadar açtı. Zira şirket, korku filmi üreticisi olarak anılmak istiyordu. Bu
bağlamda da bu filmin yönetmeni Terence Fisher’a Mumya, Kurtadam ve Frankenstein
filmleri çektirmesinin yanında, “Quatermass Experiment” gibi farklı korku
filmleri de üretti. Bu filmlerin çoğunluğunun başrolünde ise sonradan
kültleşecek oyuncu Christopher Lee rol aldı. “Yüzüklerin Efendisi”nde Saruman
rolünde izlediğimiz oyuncuyu, bu filmde Kont Dracula rolünde görüyoruz. Tabii en
önemlisi de bu uyarlamanın Bram Stoker’in romanına yüzde yüz anlamda sadık
kalarak metnin özündeki gotik atmosferi koruması. Yani Jonathan Harker’ın Kont
Dracula’nın şatosuna girip vampire dönüşmesiyle birlikte yaşananlar anlatılıyor
yine. Ancak burada vampir avcısı Van Helsing biraz daha ön planda…

10-Karanlıklar Ülkesi (Underworld) (2003)

Selene, vampirlerle kurtadamların arasında kalmış bir
avcıdır. Vampir olması ise bu savaşta taraf tutmasını sağlamaktadır. Ancak
Michael adlı bir kurtadama aşık olunca onun için her şey daha farklı olacaktır.
Len Wiseman’ın yönettiği yapım bir çizgi roman uyarlaması. “Karanlık Ülkesi”nin
piyasaya çıktığı yıl ABD’de 60 milyon dolarlık bir gişe geliri getirmesi,
2006’da bir de devam filminin çekilmesini sağladı. O film de 70 milyon dolarlık
bir hasılat getirdi. 2009 yılında ise serinin üçüncü filmi çekildi. “Karanlıklar
Ülkesi”nin ilk iki filminde başrolü ünlü ve güzeller güzeli oyuncu Kate
Beckinsale canlandırıyor. Beckinsale’i “Pearl Harbor”, “The Aviator”, “Click”
gibi filmlerdeki aşık rolleriyle tanıyoruz. Serinin alt türe kattıkları ise daha
çok vampir filmini kurtadam filmi ile birleştirmesinde yatıyor. Bir de tabii
“Bıçağın İki Yüzü”nün yolunu izleyerek vampir filmine aksiyonu katmasında…

keremakca@haberturk.com

Popularity: unranked [?]

Mini etekli liseli olur mu?

Perşembe, Ocak 15th, 2009

Mini etekli liseli olur mu?
Sinem Kobal ve Mehmet Aslan’ın filmi tartışma yarattı!

15.01.2009 17:18
Sinem Kobal ve Mehmet Aslan’ın başrollerini paylaştığı “Ayakta Kal” adlı gençlik filminde yer alan lise öğrencilerinin formaları tartışma başlattı.

İstanbul’da Baltalimanı Lisesi’nde gerçekleştirilen çekimlerde kız öğrencilerin iç çamaşırlarını gösterecek kısalıktaki etekleri ve erkek öğrenciler arasındaki sopalı ve bıçaklı kavgalar, filmle ilgili eğitmenleri de tedirgin etti. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer, devlet okullarının, eğitim kurumlarının yönetmeliklerinin belli olduğunu, filmlerdeki bu tür görüntülerin uydurma ve abartılı olduğunu söyledi. Özer “Filmle ilgileneceğim. Bir CD’sini edinip hemen izleyeceğim. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’i de bilgilendireceğim. Okullarda disiplin kuralları bellidir. Formaların standartları bellidir. Ayrıca okulların kapı önlerinde çete savaşları asla olmamaktadır. Son iki yıl içinde emniyet müdürlüğüyle birlikte yürütülen çalışmalarla bu tür çatışmalar yüzde 80 oranında azalmıştır. Artık okullarda huzur hâkimdir” dedi.

AJANSLAR
 

Popularity: unranked [?]

Mini etekli liseli olur mu?

Perşembe, Ocak 15th, 2009

Mini etekli liseli olur mu?
Sinem Kobal ve Mehmet Aslan’ın filmi tartışma yarattı!

15.01.2009 17:18
Sinem Kobal ve Mehmet Aslan’ın başrollerini paylaştığı “Ayakta Kal” adlı gençlik filminde yer alan lise öğrencilerinin formaları tartışma başlattı.

İstanbul’da Baltalimanı Lisesi’nde gerçekleştirilen çekimlerde kız öğrencilerin iç çamaşırlarını gösterecek kısalıktaki etekleri ve erkek öğrenciler arasındaki sopalı ve bıçaklı kavgalar, filmle ilgili eğitmenleri de tedirgin etti. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer, devlet okullarının, eğitim kurumlarının yönetmeliklerinin belli olduğunu, filmlerdeki bu tür görüntülerin uydurma ve abartılı olduğunu söyledi. Özer “Filmle ilgileneceğim. Bir CD’sini edinip hemen izleyeceğim. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’i de bilgilendireceğim. Okullarda disiplin kuralları bellidir. Formaların standartları bellidir. Ayrıca okulların kapı önlerinde çete savaşları asla olmamaktadır. Son iki yıl içinde emniyet müdürlüğüyle birlikte yürütülen çalışmalarla bu tür çatışmalar yüzde 80 oranında azalmıştır. Artık okullarda huzur hâkimdir” dedi.

AJANSLAR
 

Popularity: unranked [?]

Mini etekli liseli olur mu?

Perşembe, Ocak 15th, 2009

Mini etekli liseli olur mu?
Sinem Kobal ve Mehmet Aslan’ın filmi tartışma yarattı!

15.01.2009 17:18
Sinem Kobal ve Mehmet Aslan’ın başrollerini paylaştığı “Ayakta Kal” adlı gençlik filminde yer alan lise öğrencilerinin formaları tartışma başlattı.

İstanbul’da Baltalimanı Lisesi’nde gerçekleştirilen çekimlerde kız öğrencilerin iç çamaşırlarını gösterecek kısalıktaki etekleri ve erkek öğrenciler arasındaki sopalı ve bıçaklı kavgalar, filmle ilgili eğitmenleri de tedirgin etti. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer, devlet okullarının, eğitim kurumlarının yönetmeliklerinin belli olduğunu, filmlerdeki bu tür görüntülerin uydurma ve abartılı olduğunu söyledi. Özer “Filmle ilgileneceğim. Bir CD’sini edinip hemen izleyeceğim. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’i de bilgilendireceğim. Okullarda disiplin kuralları bellidir. Formaların standartları bellidir. Ayrıca okulların kapı önlerinde çete savaşları asla olmamaktadır. Son iki yıl içinde emniyet müdürlüğüyle birlikte yürütülen çalışmalarla bu tür çatışmalar yüzde 80 oranında azalmıştır. Artık okullarda huzur hâkimdir” dedi.

AJANSLAR
 

Popularity: unranked [?]

Eurovision’a Hadise gidiyor H2

Salı, Ekim 21st, 2008

Eurovision’a Hadise gidiyor H2

TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, bu yıl yarışmada Türkiye’yi Hadise’nin temsil
edeceğini söyledi

21.10.2008 11:12



HABERİN DETAYI İÇİN TIKLAYIN  

 

 

Popularity: unranked [?]

GEÇMİŞ KONULAR
ONLİNE KULLANICILAR