Kategori 'Ekonomi, Finans, Borsa'
Kim ne kadar zam alacak?
Çalışanların maaşlarına üçlü zam yapılacak
07.07.2008 10:52

Memur ve emekliler 15 Temmuz’da 3 ayrı zam birden alacak. Üçlü zam paketinin içerisinde enflasyon farkı, ikinci yarıyıl zammı ve denge tazminatı var. Ocak ayında en düşük dereceli memura yüzde 5,6 yüksek dereceli memurlara ise yüzde 2,2 zam yapılmıştı. Bu nedenle ilk 6 ayda oluşan yüzde 6′lık enflasyon en fazla yüksek dereceli memurlar için fark doğurdu. Buna göre enflasyon farkı olarak düşük dereceli memurlara yüzde 0,4 yüksek dereceli memurlara ise yüzde 3,8 zam yapılacak.
58 YTL ZAM
Memura 15 Temmuz’da enflasyon farkının yanı sıra yine kademeli zam verilecek. İkinci 6 ayı kapsayacak zam oranı düşük dereceli memurlar için yüzde 4,6 yüksek dereceli memur için ise yüzde 2 olarak belirlendi. Düşük dereceli memurlar, bu zammın yanı sıra 20 YTL de denge tazminatı alacak. Bütün bu zamların sonucunda en düşük dereceli memurun halen 776 YTL olan maaşı, denge tazminatı da dahil olmak üzere 58 lira artarak 15 Temmuz’da 834 YTL’ye yükselecek. Memurun dışında KİT’lerde sözleşmeli olarak çalışan personelin ücret tavanı 2 bin 641 YTL’ye, 657- 4/B’deki ücret tavanı da 2 bin 342 YTL’ye yükselecek.
EMEKLİYE YÜZDE 6 ZAM
İşçi, memur ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarına da ocak ayında yüzde 2,62 ile yüzde 3,45 arasında zam yapılmıştı. Dolayısıyla memur emeklilerine de enflasyon farkı olarak temmuzda yüzde 2,55 ile yüzde 3,38 oranlarında zam verilecek. Bunun dışında ikinci yarıyıl zammı da aynı şekilde kademeli olarak emekliye yansıtılacak. Türkiye İşçi Emeklileri Derneği Başkanı Kazım Ergün, işçi ve Bağ- Kur emeklilerinin aylıklarının temmuzdan itibaren yüzde 6 zamlanacağını söyledi. Ergün, enflasyon farkının ödenmesiyle en düşük işçi emeklisi aylığının toplam yüzde 10 artarak 615,11 YTL, en düşük Bağ-Kur emekli aylığının da 451,11 YTL’ye çıkacağını bildirdi

Ekonomi, Finans, BorsaEkonomi, Finans, Borsa
07.07.2008
Efektif Döviz Kuru
1970′li yıllarda yayılan esnek (dalgalı) döviz kuru sistemiyle birlikte kullanımı yaygınlaşan bir kavramdır. Nominal veya reel olarak hesaplanabilir. Esnek döviz kurları yaygınlaşınca, çok taraflı kur değişmelerinin ticari rekabet gücü açısından önemi de artmıştır.
Örneğin, dünya piyasasında doların gidişini değerlendirirken (ikisi de dünyanın en büyük ticari gücü olduğu için) sadece ABD doları ile F. Almanya markı arasındaki parite değişmesine bakmak yetmez. Kanada ABD’nin, Fransa da F. Almanya’nın en büyük ticaret ortağıdır. Bütün bu paralar arasındaki parite değişmesi önem kazanır. Bunun için döviz kurlarının ticaret payları ile tartılanarak hesaplanması, efektif döviz kuru kavramının yerleşmesine götürmüştür.
Bir paranın (ticaret payları ile tartılı olmak üzere) belli başlı diğer paralar karşısında değerinin değişmesi, hem döviz piyasasındaki hem de ticari rekabet gücündeki gidişin göstergesidir. Buna, nominal efektif kur denilmektedir. Ancak, ülkelerin yaşadığı enflasyon oranının farklı olması dolayısıyla, nominal efektif kur değişmeleri ticari rekabet gücünü göstermekte yetersiz kalır.
Bir ülkenin parası, dünya piyasasında, ancak o ülke ile dış dünya arasındaki enflasyon farkını telafi edecek oranda değer yitiriyorsa, reel olarak kur aynı kalmıştır; ticari rekabet gücünde kur değişmesinden kaynaklanan
bir değişme olmamıştır.
Efektif kurlardaki reel azalış veya artış, döviz piyasasındaki ve ticari rekabet gücündeki durum değişmesinin göstergesi olarak kullanılır. Nominal değerden reel değere varmak için, döviz kuru, ilgili ülke ile dış dünya arasındaki enflasyon oranındaki fark için düzeltilir. Ancak, reel kurların hesaplanmasındaki (kullanılacak fiyat istatistikleri başta olmak üzere) çeşitli istatistiksel sorunlar vardır. Bunun yanında, ticari rekabet gücünü belirleyen diğer etkenlerin varlığı da bir gerçektir. Efektif kurların hesaplanmasında iki ayrı çeşit tartı kullanılabilir:
1 ) Çok taraflı ticaret tartısında, ülkelerin dünya ticaretindeki payı veya belirli bir bölge ticareti söz konusu ise (sanayileşmiş ülkeler veya B. Avrupa ülkeleri gibi) buradaki pay söz konusu olur;
2) İki taraflı ticaret tartısıyla her ülkenin birbirleriyle karşılıklı ticaretindeki payları belirlenir. Genellikle iki taraflı ticaret tartısı birinciye tercih edilmektedir. Bunun iki nedeni vardır: Birincisi, her ülke piyasasında alıcı ve satıcıların karşılaştığı yerli ve yabancı fiyatlara olan ortalama döviz kuru etkilerini yansıtmasıdır; diğeri de, reel kurların hesaplanmasında, fiyat seviyesi değişmeleri ile döviz kuru değişmelerinin incelenmesine daha uygun olmasıdır. Buna karşılık, çok taraflı ticaret tartısı, iki ülkenin üçüncü piyasadaki rekabet gücünü saptamak açısından daha uygun düşmektedir.
Ekonomi, Finans, BorsaEkonomi, Finans, Borsa
23.08.2007
Merkez Bankası’ndan Borçlanılması
Bütçe açığının Merkez Bankası’ndan borçlanılarak finanse edilmesi durumunda, toplam talep üzerinde hiçbir azaltıcı etki meydana gelmeyecektir. Çünkü, kamu harcamaları, para arzı artırılarak karşılanmaktadır. Bu nedenle durgunluk dönemlerinde bütçe açığını finanse etmenin en etkin yolu Merkez Bankası’ndan borçlanmaktır.
Durgunluk dönemlerinde, kısa vadeli borçlanmalar tercih edilmelidir. Genişletici maliye politikası, politikacılar açısından çok cazip olduğu için uygulama şansı çok yüksektir. Ancak böyle bir politikanın ekonomiyi, enflasyonist sürece sokma tehlikesi söz konusu olduğundan iyi planlanması gerekir.
Dizi Filmler Ekonomi, Finans, BorsaDizi Filmler Ekonomi, Finans, Borsa
23.08.2007
Döviz Dengesi
Bir ülkenin uluslararası ekonomik ilişkilerinde kazandığı dövizlerle harcadığı dövizlerin denk olmasıdır. Kural olarak döviz dengesi, ülkenin hedef aldığı ya da daha genel bir deyişle tam istihdamı sürdürecek olan gelişme düzeyinin gerektirdiği mal ve hizmet ithalatını, kendi mal ve hizmet ihracatından kazandığı dövizle yapabilmesi durumudur. Ancak bazı koşullarda ithalat gereksinmesi ihracat geliriyle karşılanamaz. Bu durumda açığın ortaya çıktığı dönemde kısa vadeli sermaye hareketleriyle (dış kredi) ve/veya döviz rezervlerinin kullanılmasıyla döviz dengesi sağlanır.
Daha sonraki dönemler için ise, döviz kurunu değiştirerek (devalüasyon) ya da doğrudan ithal kısıtlamalarına gidilerek ithalat azaltılır ve ihracatın sağladığı döviz kazançlarına eşitlenerek döviz dengesi sağlanır.
Bu mekanizmanın gelişmekte olan ülkelerde sürekli olarak kurulması güçtür. Bu ülkelerde döviz açığı yapısal ve kronik bir nitelik kazanmıştır. Bu nedenle kısa vadede ticari borçlanma ve rezerv kullanımı, uzun vadede de parasal önlemlerle sürekli bir döviz dengesi sağlanamaz.
İthalatın kısılması ise, kalkınma hızının düşürülmesi, hatta bazı durumlarda yurt içi üretim kapasitesinin ithal malı girdilere bağlı olan kısmının kullanılamaması gibi istenmeyecek bazı sonuçlar doğurabilir. Bu durumda, kısa vadeli borçlanmaların yanı sıra, uzun vadeli dış borçlanmaya da başvurularak döviz açığı kapanacak ve döviz dengesi sağlanacaktır. Bu nedenle, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, döviz dengesi, ihracat gelirlerinin yanı sıra, dış kredi kullanımını da kapsayacak şekilde düşünülmektedir.
Ekonomi, Finans, BorsaEkonomi, Finans, Borsa
23.08.2007
Deflasyon Nedir?
Açık ya da baskı altında tutulan enflasyon durumlarında, paranın satın alma gücünü stabilize etmek ya da yükseltmek için uygulanan ekonomik ve mali tedbirlere verilen addır.
Kredi deflasyonunda reeskont oranının yükseltilmesi, mevduat zorunlu karşılıklarının yükseltilmesi, kredi kontenjanlarının düşürülmesi ve açık piyasa işlemlerinin yapıldığı ülkelerde merkez bankasının portföyünde bulunan kıymetli evrakın piyasaya sürülmesi yoluyla krediyi daraltıcı bir politika izlenmelidir.
Ekonomi, Finans, BorsaEkonomi, Finans, Borsa
23.08.2007
Banka
Para ve kredi işlemleri yapan sermaye şirketi. Bankalar, kredi verenlerle (mevduat sahipleri) alanlar arasında aracılık yaparak nakit sermaye sağlarlar. Bankanın karı, kredi verdiği paralardan aldığı yüksek faiz ile mevduat sahiplerine ödediği daha düşük düşük faiz arasındaki farktan doğar. Bankalar, ekonominin önemli yapı taşlarıdır. Para arz-talebini sağlarlar, halkın küçük tasarruflarını toplar, büyük fonlar oluşturarak bireysel tasarruflarla karşılanamayacak ölçüde büyük krediler verebilirler. Böylece yatırıma kaynak sağlanmış olur.
Bankacılık yaklaşık 4000 yıllık bir geçmişe sahiptir. Sümerler döneminde bugün basit bir banka işlemi olan para bozma işlemlerini yapan kimseler olduğu bilinmektedir. Günümüzde kullanılan banka sözcüğü Ortaçağ’da ortaya çıkmıştır. İtalya’da ticaretin yoğun olduğu yerlerde, bir masa üzerinde madeni paraların ağırlığını tartan, ayarlarına bakan ve para değişimi yapan sarraflar vardı.
Bu sarrafların toplandığı masaya banka ya da banco denirdi. Bugün de çeşitli dünya dillerinde bu sözcük kullanılmaktadır. Bizim tarihimizde ise bankacılık geçmişi çok daha kısadır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde devlete ait paralarla, yabancı paralar birlikte kullanılırdı. Bunları değiştirme işlemi ise genellikle müslüman olmayan azınlıklarca yapılırdı. Sarraf denilen bu kimseler özel banka işlemlerinin yanısıra, hükümete borç verme ve onun adına tahvil çıkarma işlerini de yaparlardı. İlk banka, 1847 yılında Galatalı J. Alleon ve T. Baltazzi tarafından kurulan, ancak bir sene sonra iflas eden Bank-ı Dersaadet (İstanbul Bankası)dır.
Ekonomi, Finans, BorsaEkonomi, Finans, Borsa
23.08.2007
Sermaye Artırımı nedir?
Bedelsiz Sermaye Artırımı
Bedelsiz Sermaye artırımı, şirketlerin kendi iç kaynaklarını (emisyon primi, yeniden değerleme değer artışı, yedekler, iştirak ve duran varlık satış karları, temettü) kullanarak yapmış oldukları ve ortaklarından ilave kaynak
talep etmeden bedelsiz olarak hisse senedi dağıttıkları sermaye artırım türüdür.
Bedelsiz Sermaye artırımı şirkete ek bir finansman kaynağı sağlamamakla beraber şirketlerin bedelsiz sermaye artırımına gitme nedenleri bulunmaktadır. Başlıca nedenleri emisyon primi ile iştirak ve duran varlık satış karı kalemlerinden yapılan sermaye artırımlarının şirkete sağladığı vergi avantajıdır. Bir başka neden ise şirketlerin enflasyon karşısında erimiş olan sermayeyi güncellemek amacıyla yapılmak istenmesidir.
Bedelsiz Sermaye artırımında kullanılan Temettü dışındaki kaynaklar birer Özsermaye kalemi olup, esasında yapılan işlem Özsermaye kalemleri arasında tutarların yer değiştirmesinden ibarettir.Temettünün Bedelsiz Sermaye artırımında kullanılması ise şu şekilde olmaktadır; Şirketler’in Genel Kurulları dönem sonunda elde ettikleri kar’dan dağıtılabilinecek olan kısmından temettü tutarlarını belirler.
Yine Şirketlerin Genel Kurulları veya Genel Kurulların yetkilendirmesi ile Yönetim Kurulları bu temettü tutarların bir kısmının veya tamamının nakit olarak değilde hisse senedi şeklinde bedelsiz olarak sermaye artırımında kullanabilir.
Rüçhan Hakkı ve Bedelli Sermaye Artırımı
Bedelli Sermaye artırımı, şirketlerin dış kaynaklardan temin etmiş oldukları yeni kaynaklar karşılığında yani bir bedel karşılığında hisse senedi dağıttıkları sermaye artırım türüdür. Ortakların Bedelli Sermaye artırımına katılma hakları da Rüçhan Hakkı olarak adlandırılmaktadır.
Şirketleri Bedelli Sermaye artırımı yapmaya iten başlıca iki neden bulunmaktadır. Bunlardan ilki, şirketin faaliyet hacminin büyümesine paralel olarak sermaye ihtiyacının olması. İkincisi ise, yeni yatrırımlar neticesinde şirketlerin fon ihtiyacı içinde olması ve ihtiyaç duyulan fonların bir kısmının sermaye artırımı yoluyla temin edilmeye çalışılması.
Bedelli Sermaye artırımı şirkete ek bir finansman kaynağı sağlamaktadır. Bu kaynak genellikle mevcut ortaklardan temin edilmekle beraber bazı durumlarda da mevcut ortakların Rüçhan Hakları kısıtlanarak, yeni ortaklara bu imkan primli olarak kullandırılmaktadır. Böylece yeni ortaklar edinebilen şirketleri bu yola iten başlıca neden daha fazla fon temin etme ihtiyacıdır.
Bu yolla şirketler normalde 1.000 TRL nominal değere sahip yeni senetleri mevcut ortaklarına yine 1.000 TRL’den kullandırarak, bir senet karşılığında böylece 1.000 TRL fon temin edecekken, yeni ortaklara daha yukarı bir fiyattan senetleri satarak daha fazla fon temin etme olanağını elde etmektedirler.
Yukarıda bahsedildiği gibi şirketler Bedelli Sermaye artırımında genelde 1.000 TRL’lik nominal değere sahip yeni senetleri yine 1.000 TRL karşılığında mevcut ortaklarına kullandırmakla beraber, bazı zamanlar daha fazla fon ihtiyacı içinde olan şirketler daha yüksek bir fiyattan Rüçhan Hakkını mevcut ortaklarına kullandırma yoluna gitmektedir.
Ekonomi, Finans, BorsaEkonomi, Finans, Borsa
23.08.2007
Antrepo nedir?
Gümrük vergisine ya da yalnız gümrük kontrolüne tabi malların ülkeye giriş, transit veya aktarma için beklemesine ve bu bekleme anında belli işlemlerin yapılmasına izin verilen yerlerdir.
Antrepoya giriş, bir vergi yükümlülüğünü kapsamamaktadır; ayrıca malların antrepoya girişteki şekil ve niteliğinin korunması zorunluluğu da söz konusudur. Bu özellikleri nedeniyle antrepo bir gümrük dışı bölge ya da sınırlı bir serbest yer sayılmaktadır.
Belirli bir gümrük rejiminin uygulama aracı ve yeri olan antrepolar, tüm giriş mallarına açık tutulur. Ülkemizde de, girişi ve transit geçişi yasak olmayan yabancı ülkelerin malları antrepo rejiminden yararlanır.
Ekonomi, Finans, BorsaEkonomi, Finans, Borsa
23.08.2007
Ankonsinyasyon
Malın, komisyon karşılığında, komisyoncuya ya da tüccara bırakılması anlamına gelir. Mallar satılıncaya kadar vedia akti hükümleri uygulanır. Malları emanet alan kimse bunları kendi adına ve malı bırakan kişi hesabına satar. Bazen bir işletmenin acentesi de, işletme tarafından verilen malları ankonsinyasyon alır ve hatta bir miktar para da öder. Mallar satılınca hesaplaşılır ve komisyonunu alır.
İhracat sisteminde, konsinye satışlarda, yani kesin olarak satış yapılmadan komisyoncuya mal gönderilmesi hallerinde, minimum fiyatın satıcıya garanti edilmesi aranır. Minumum fiyatla satış fiyatı farkından giderlerin düşürülmesinden sonra kalan tutar, komisyoncu ile satıcı arasında paylaşılır. Bundan ötürü bu işlem, “ortak hesap ile satış” şeklinde nitelendirilir.
Ekonomi, Finans, BorsaEkonomi, Finans, Borsa
23.08.2007
Ankes
Taahhütleri karşılamak üzere bulundurulan nakit rezervdir. Türk bankacılık uygulamasında ankes oranı disponibilite oranından farklı anlamda kullanılmakta ve disponibilite oranından daha dar bir likidite nispetini ifade etmektedir.
Disponibilite kapsamına kasa mevcutları yanında T.C. Merkez Bankası nezdinde tutulan serbest tevdiat, Devlet İç İstikraz Tahvilleri, kullanılmamış reeskont kredileri gibi bazı aktif değerler de dahil olurken ankes durumu daha ziyade sadece banka kasasındaki nakit imkânı kapsamına almaktadır.
14.1.1970 tarih ve 1211 sayılı T.C. Merkez Bankası Kanunu’nun 40. maddesi (6.12.1984 tarih, 3098 sayılı Kanun ile değiştirilen şekli) ile bankaların taahhütlerine karşı bulunduracakları umumi disponibilitenin nitelik ve oranının gerektiğinde T.C. Merkez Bankası tarafından tespit edilmesi kararlaştırılmıştır.
Faaliyetteki bankalar tespit edilen oranlara uymak zorundadırlar. Buna uyulmaması durumunda, T.C. Merkez Bankası, disponibilite oranını eksik tesis eden bankalara eksik tesis olunan disponibl değerler üzerinden, bu hususta belirleyeceği esas ve şartlara göre cezai faiz tahakkuk ettirir. “ltın ankesi” merkez bankalarının emisyona karşılık olarak bulundurdukları kıymetli maden rezervidir
Ekonomi, Finans, BorsaEkonomi, Finans, Borsa
23.08.2007
Onceki Yazilar