DUYURU  : Telif haklarini ihlal eden her turlu materyal Hosfrm'da Yayinlanamaz ve Dagitilamaz! Please Read! Legal disclaimer and notice.
| ChatFrm.Com | Kisisel Sayfalar | Anket ve Yarismalar | Ask Doktorunuz | Guncel Haberler | Genel Konular | Eglence Bu Bolumde Kopacaksiniz | Hobileriniz | Definecilik Ile Ilgili Hersey |
| Genel Kultur Konulari | Kultur ve Sanat | Turk Kulturu-Turk sanati | Dinimiz Islam | Videol paylasim Merkezi | Dizi Izle | Muzik ve Mp3 Tanitim | Tum Oyunlar | Elektronik Dunyasi | Bilgisayar-Donanim-Surucu teknik Destek-Programlar | Guvenlik Merkezi |Cep Telefonu-Logo-Melodi-Program | Digital Uydu Dunyasi | Webmaster Yardim | Bilgi Bankasi-Dev Odev Arsivi |ChatFrm.Com Danisman | Kadin Dunyasi | Cocuklara Ozel | Erkeklere Ozel |Araclar Modifiye | ChatFrm Ilan ver |

 

Kategori 'Danisman Konular'

Birlikte Yoga Yapan Eşler Daha Mutlu

Seviyeli Sohbet Adresiniz

Rumuzunuzu yazıp herhangi bir kanalı tıklayabilir
yada "Başla" diyerek sohbete katılabilirsiniz.

Rumuz Şifre Sohbet Et
#Diyalog #Radyo #Oyun
#ask #Kralchat #35+

Beraber zaman geçirmek söz konusu olduğunda, kadınlar daha çok sohbet etmek, erkekler ise aktivitede bulunmak isterler.

Birlikte Yoga Yapan Eşler Daha Mutlu

Birçok çift için bu, beraber akşam yemeğine, tiyatroya ya da sinemaya gitmektir.  Bunların hepsi güzeldir ancak fazlasıyla oturarak yapılan ve çok da gelişme fırsatı sunmayan aktivitelerdir.  Dolayısıyla 3000 kalorilik pahalı bir yemek yerine artık çiftler beraber daha verimli zaman geçirebilirler; örneğin yürüyüş, tenis, bisiklete binme ve  … tabii ki yoga!

İlk başta kulağınıza hoş gelen bu fikir, daha sonra eşinizi nasıl ikna edebileceğiniz düşüncesi ile sizi caydırmasın. Sayısız faydası olacak bu çalışmayı bir kere deneylemeniz yeterli olacaktır. Eşiniz yogaya gelir mi emin olamıyor musunuz? Aşağıdaki listeyi o özel kişiyi bir denemeye ikna edebilmeniz için yarattık. Bunların çoğu sadece romantik çiftlere için değil ebeveyn/çocuk, kardeşler ve yakın arkadaşlar gibi ilişkiler için de geçerlidir.

Eşinizle, Partnerinizle veya Sevdiğinizle Yoga Yapmak

1. Değişikliğe yer verin – Koşu, tenis gibi birçok aktivite, çiftlerin hemen hemen aynı seviyede olmalarını gerektirir.  Yogada ise çiftler aynı form ve beceri seviyesinde olmasalar bile, paylaşabilirler.

2. Paranızı koruyun -  Dışarıda bir yemekten, hatta sinemaya gitmekten daha ucuza  nefis bir doksan dakika geçirirsiniz.

3. Bağ kurun – Yoga dikkatli nefes, canlandırıcı hareketler ve merkezleyici meditasyonu kapsar. Bir çift olarak bu bağı kurmak, birbirinizle uyumlu olmak için şahane bir yoldur.

4. Neşelenin – Gündelik sorumluluklar zamanla bir ilişkiyi yıpratabilir. Biraz klişe gibi gelebilir ama çok doğrudur ki beraber yoga yapmak içinizdeki çocukla bağ kurmanıza sebep olur. İşte bir klişe daha :”beraber oynayan çiftler, beraber kalırlar”.

5. Anlaşın – Düzenli yoga pratiği, zihninizin ve vücudunuzun biriken stresten kurtulmasına yardım eder. Yogada,  kendiliğinden gevşemeye yol açtığı bilinen bir nefes şekli olan, karın nefesini öğrenirsiniz. Yoga ayrıca, getirdiği düşünme disipliniyle ilişkinizde işler yolunda gitmediği anlarda paniklememenizi, daha sağlıklı düşünmenizi sağlar. Eşinizle yapacağınız bu yoga çalışmalarında ilerledikçe, öğrendiklerinizi gerek beraberliğinizde, gerekse sosyal ilişkilerinizde kolayca uygulayabilirsiniz.

6. Fiziksel ve duygusal bağınızı geliştirin – Artan formunuz, sıhhat ve esnekliğiniz cinsel yaşamınız için önemli etkenlerdir. Bunun ötesinde, düzenli yoga çalışmalarına katılmak beden imajınızı ve beden farkındalığınızı geliştirir ve bu da kendinizi daha özgür ifade edebilmenizi sağlar.

7. Sağlık kazanın – Düzenli bir yoga programı, duygusal sağlığa, tansiyona, diyabete, kaygıya, depresyona, strese, uykusuzluğa ve diğer birçok rahatsızlığa iyi gelir.

Eşinizle beraber sağlıklı bir yaşamın tadına varmanız dileğiyle

Yorum Yazın 01.09.2008

Yoga Fibromiyalji ve Sırt Ağrısına İyi Gelir mi?

10 milyondan fazla kadının çoğu teşhis edilmeden önce yıllarca Fibromiyalji’den çeker ve bununla boğuşur.

Yoga Fibromiyalji ve Sırt Ağrısına İyi Gelir mi?

Hayatlarının baharında Fibromiyalji Sendromu’nun etkisindeki 10 milyondan fazla kadının çoğu teşhis edilmeden önce yıllarca Fibromiyalji’den çeker ve bununla boğuşur. Fibromiyalji çoğunlukla kadınlarda 20-30 yaşları arasında başlar ve belirtiler genellikle 20-55 yaşlar arasında ortaya çıkar. Bu hastalığın varlığını kanıtlayacak bir laboratuar ya da x-ışını incelemeleri bulunmadığından, birçok hasta, doktorları tarafından bu rahatsızlığın belirtilerini daha da kötüleştiren “her şeyin, kafalarında olduğuna” ikna edilir. Ancak bugün Fibromiyalji  artık halk arasında yaygın olan birçok ‘merkezi’ ağrı sendromlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Yoga fibromiyalji ve sırt ağrısına iyi gelir mi?

Fibromiyalji işaret ve belirtilerini taşıyanların her taraflarında ama özellikle sırtlarında, duyarlı yerlerde daha da belirli olmak üzere ağrı olur. Sıklıkla son derece bitkinlik hissederler. Fibromiyalji belirtisi taşıyan bu kişiler, sırt kaslarını çekiliyormuş ya da çok çalışmış gibi hissederler. Bazen kaslar seğirir ve bazen de yanar. Sayısız testten sonra dahi, doktor sıklıkla kesin bir Fibromiyalji teşhisi koyamaz.

Fibromiyaljinin belirtilerinin şiddeti kişiden kişiye değişir, bu yüzden tedavi şekli de kişiden kişiye değişir.  Fakat çoğu hasta için Fibromiyalji sendromu çoğu kez bir post-viral (virütik enfeksiyon sonrası) duruma benzer.

Fibromiyalji hastalarının kendi iyileşme süreçlerine katkıda bulunmaları ve egzersiz yapmaları önemlidir. Yumuşak ve canlandırıcı bir yoga uygulaması vücudu enerjilendirerek ve zihni rahatlatarak zihinsel, fiziksel ve ruhsal dengeyle Fibromiyalji ve sırt ağrısı hastalarına iyi gelebilir. Çözüm, belirtileri azaltan duruşlara yavaş bir tempoda başlamak ve giderek vücudu hareketlendirmektir.

Fibromiyalji hastaları için yoga

Yoganın Fibromiyalji için yararları, öncelikle fiziksel, daha sonra da psikolojik ve ruhsaldır. Son 10 yılda, artan sayıda araştırmalar, yoga uygulamasının kuvvet ve esnekliği artırdığını ve genel egzersiz kapasitesini iyileştirmek üzere kan basıncı, nefes ve kalp atış hızı ve metabolizma hızı gibi değişkenleri kontrol etmeye yardımcı olduğunu göstermiştir.  Bu makale sağlıklı insanlar ve kas-iskelet (musculoskeletal) ve kalp-akciğer (cardiopulmonary) hastalıklarından çeken hastalar için tıbbi dayanağı olan bilgilerle yoganın getireceği sağlık yararlarının bir özetini sunar

Yumuşak canlandırıcı yoga duruşları, yoga uzmanı tarafından öğretilebilir. Bu yoga egzersizinin özelliği,  duruşların kişinin ihtiyaçlarına göre değiştirilebilmesidir. Fibromiyalji  hastası kendi kısıtlamaları içinde çalışabilir ve uygulamayı kronik ağrı sendromlarını yenmek için, kendi özel gereksinimlerine göre biçimlendirebilir. Kişi  için özel ya da grup yoga çalışmasına katılmak en iyisidir.

Yumuşak, dikkatli ve kontrollü hareketler, hangi fiziksel rahatsızlığı olursa olsun herkese eforsuz ya da düşük eforlu bir egzersiz sağlayabilir; Özel egzersizler ya da yoga asanaları gergin kasları gevşetir ve uzat esnekliği arttırır, güç, denge ve dayanıklılığı arttırır.

Fibromiyalji hastalarının yoga çalışmasını seçerken dikkat etmesi gereken önemli unsur, beden ve zihin birlikte çalışırken, egzersiz yükü olarak düşük ( zorlayıcı olmayan) tarzda çalıştırıcı bir programa dahil olmalarıdır.

Yoga Danışmanı
Beklen Dalgakıran

Yorum Yazın 01.09.2008

Yoga Gurusu Saraswati Yogayı Anlattı

Dünyaca ünlü yoga gurusu Swami Muktidharma Saraswati Yoga Bağdat’ın davetlisi olarak 12-15 Haziran tarihleri arasında ders vermek üzere Türkiye’ye geldi.

Yoga Gurusu Saraswati Yogayı Anlattı

Yoga üzerine uzman Saraswati ile yoga ve dünyaya bakışı üzerine söyleştik.

Yogayla ilgili araştırmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
Avustralya’daki yoga merkezinde bilimsel araştırmalar yapılıyor. Buna yönelik geliştirilen Elektromyografi makinesi ile deneyler gerçekleştiriliyor. Bu deneylerle ilgili ilginç bir olayı anlatmak isterim.

İşadamı olan bir arkadaşıma gevşemek için yogayı önerdim. Arkadaşım “Benim yoga yapmaya ihtiyacım yok, sandalyeme oturuyorum, sigaramı, kahvemi içiyorum, gazetemi okuyorum ben böyle dinlenebiliyorum” dedi. Ben de “Eğer bu yaptıklarınla daha çok dinleneceksem, ben de yogadan vazgeçip senin tekniğini uygularım” dedim. Ve deney yapılmasına karar verdik.

Vücudun her iki teknikle ne kadar dinlenebildiğini ölçmek için elektromyografi aletine bağlandık. Kahve içip gazete okuyarak dinlenebildiğini sanan arkadaşımın en gevşediği ortamda bile  36 tane gerginlik noktası olduğu tespit edildi. Bunun üzerine “Tamam şimdi bizim tekniği deneyelim ve seni shavasanaya (yoga gevşemesi) yatırıp dinlendirelim” dedim ve sonuçlar ölçüldüğünde hiç gerginlik noktası çıkmadı. Bu sonuçlar üzerine yoga yapmaya başlayan arkadaşım şimdi Amerika’da iyi bir yoga eğitmeni. Dikkati dağıtmakla gerçek dinlenme farklı şeylerdir. Arkadaşım gazete okuyup kahve içerek aslında dinlenmiyor, dikkatini dağıtıyordu.

Yogayı nasıl tanımlayabilirsiniz? Hastalıklar üzerinde iyileştirici etkisi var mı?
Konsanmatrik bu zamanın en yoğun hastalıklarından. Nasıl hareket edilmesi gerektiğini bilmemek.
Akıl ve vücut aynıdır, birbirinden ayrılamazlar. Mesela korktuğumuzda; beyin korkar ve vücut hızlı bir şekilde adrenalin üretir. Vücudu koruma altına almak ihtiyacı hisseder. Beynimizdeki korku vücudumuzun reaksiyon göstermesini sağlar. Beynimizde ne oluşuyorsa vücudumuzda da o oluşuyor. Beyin sakin oluğu zaman bütün vücut da sakin olur, bütün fonksiyonları normal çalışır. Bütün gün birçok gerginlik yaşıyorsunuz ve bu da beyin dolayısıyla da vücut üzerinde bir takım olumsuz etkiler yaratıyor.

Mesela yüksek tansiyon kızgınlıktan ve stresten oluşan bir hastalık. İlk başta fiziksel bir sorun değil, kızgınlık ve stres sonucu beynimizde başlıyor. Beyin gergin olunca bütün vücuda ve damarlara mesaj yolluyor. O zaman da kan rahatlıkla devri daim yapamıyor. Uzun süre yüksek tansiyonu olan insanlar daha sonra da kalp problemi yaşıyor. Astım gibi hastalıklarda da aynı durum söz konusu.

Yoga tüm bu hastalıkların başlangıcı olan gerginlik ve stresi önlüyor.
Yoga dünyanın birçok yerinde akrobatik hareketler olarak biliniyor ve tabii ki bu çok yetersiz bir tanımlama.  Yogada hayatın bilimi, beyniniz, düşünceleriniz, altıncı hissiniz, meditasyon, dinlenme gibi birçok unsur var. Hepsi yoganın bir parçası.
Eğer yoga sadece akrobatik hareketlerden oluşsaydı, sirklerdeki akrobatların hepsinin yoga yaptığını söylerdik.
Günümüz dünyasında her şeyi artık sanki fiziksel olarak algılamaya başladık. Kendi dışımızla iletişim kurabiliyoruz ama kendi içimizle iletişim kuramıyoruz. Öyle bir hayatta yaşıyoruz ki iş yapmak ve para kazanmak tek amaç oldu. Herkes çok materyalist. Bir bacak üstünde yürüyen toplumlar gibi olduk. Bilgisayarlar, cep telefonları bunlar hep tek ayakta götürüyor insanları. Halbuki tek ayakla yürümeye kalksak düşeriz. Diğer ayağı unuttuk. İşte halkın problemi genelde bu.

Dünyayı kaç kez dolaştınız  ve Türkiye’den sonra hangi ülkelere gideceksiniz? Şu ana kadar ne kadar öğrencisi oldu?
Bu beşinci yolculuğum. Buradan sonra İtalya, İspanya, tekrar Almanya, Kanada, Londra, İngiltere ve Finlandiya’ya gideceğim. Ağustos başında Yenizelanda’ya döneceğim. Çok büyük bir ailem var. Bütün dünyayı dolaşıyorum ve yogayı herkese sunuyorum. Sunacak da çok kişi var. Sağlık ve bilgilendirmek amacıyla bunu yapmaya devam edeceğim.

Türkiye’de en çok neyi beğendiniz?
Tarihi dokuyu hissedebiliyorum. Ancak geleneksel doku yeni teknoloji tarafından tehdit ediliyormuş gibi gözüküyor.

Yoga Danışmanı
Beklen Dalgakıran

Yorum Yazın 01.09.2008

Ağrı ve Yoga

Ağrı konusunda dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Öncelikle hareket etmenin ağrıyı azalttığına mı yoksa çoğalttığına mı bakmalıyız, Yani ağrının şiddetinin ve ortaya çıkma noktasının net olması gerekir.

Ağrı ve Yoga

Daha sonra kişinin ağrı kesici alıp almadığının saptanması lazımdır. Ağrı durumunda dokunun hasarlı olduğunu da düşünebiliriz ki, bu da önemli bir konudur.

Bazı ağrı durumlarında egzersiz yapmak zararlı olup sadece dinlenmek iyileşmeyi sağlar. Bu gibi durumlarda kişinin basit nefes ve zihin egzersizleri ile yetinmesi gerekmektedir.

Ağrılarda asana egzersizleri bölgelere uygun seçilmeli, özellikle başlangıç dönemlerinde bölgeye baskı yapacak hareketlerden kaçınılmalıdır. Kişi ilerledikçe, ağrıların artış veya azalmasına göre yeni hareketlere geçiş yapılabilir. Örneğin, diz ağrısında diz bölgesine baskı yapacak hareketlerden kaçınılmalıdır. Patmasana, matsyasana gibi asanalar yapılmamalıdır. Eğer ağrı kaçla bölgesindeyse salaphasana veya viraphadrasana acıyı şiddetlendirir. Ayrıca düz bacaklarla yapılan asanalar zararlı olabilir.

Diz, sırt ve boyun, ağrının en yaygın olduğu bölgelerdir. Birçok kişi yoga uygulamasına rağmen hala diz,sırt ve boyun ağrısından şikayet etmektedir. Nedeni, ağır sporlar, araba ile fazla seyahat ve sabit oturarak yapılan işlerdir.

Klasik yoga asanaları çok farklı bir hayat tarzından ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla örneğin lotus duruşu modern hayatta yaşayan bir kişi için, aslında zordur. Kendinizi zorlarsanız ciddi bir biçimde bedeninizin zedelenmesine yol açabilirsiniz.

Yoga çalışmalarına başlamak için kişinin bulunduğu nokta çok önemlidir.

Ağrılar için yapılan yoga çalışmalarını 3 grupta toplayabiliriz;

1.Grup ; Ağrıları, günlük aktiviteleri yapmasına engel olacak düzeydekiler,
2.Grup ; Kronik ağrılar ancak kişi normal aktivitelerini yapar,
3.Grup ; Zaman zaman ortaya çıkan ağrı veya zorlanmalardan ötürü oluşan ağrılardır.

Bunlarla ilgili çalışmalarda temel prensipler;

1- Problemin geçmişini saptamak,
2- Hareket edildiğinde ağrının çoğalıp çoğalmadığını saptamak,
3- Kişinin ağrı kesici kullanıp kullanmadığını öğrenmek,
4- Gerginlik yaratacak beden hareketlerinden kaçınmak…

Sırt Ağrısı

Herkesin başına gelmiş veya gelebilecek bir durumdur. Sırt ağrısı için asanalar 3 temelde düzenlenir ;
1-Karın kaslarını güçlendirmek,
2-Diz tendonlarını esnetmek (diz altı kirişi),
3-Sırt kaslarını güçlendirmek.

Bunlar ulaşılması gereken nihai sonuçlardır ve asana çalışmalarının yavaş yavaş ilerlemesi gerekmektedir.

Asanaları düzenlerken dikkat edilecek diğer unsurlar ;

1- Ağrı esneme veya uzatma hareketlerinde şiddetleniyor mu?
2- Kişide asimetrik bir yapı mevcut mu?
3- Kişi ne kadar esnek?
4-  Kişide şu durumlardan birisi mevcut mu; hamilelik, kalp-astım, spolyoz, lordosis, ilaçların yan etkisi ve bunun gibi…

Yoga Danışmanı
Beklen Dalgakıran

Yorum Yazın 01.09.2008

Menopoz öncesi ve süresince yapılabilecek genel Yoga teknikleri

Menopoz öncesi veya menopoz döneminde kadınların hormon dengelerinde ve vücut kimyalarında değişiklikler  oluştuğundan vücut dengesi bozulabilir.

Yoga’da yapılan esneme ve  gevşeme  egzersizleri ile  kan dolaşımı dengelenir ve bütün hücrelere daha çok oksijen gitmesi sağlanır. Bu egzersizler , endokrin yani iç salgı bezlerinin ve kadın üreme organlarının en üst seviyede çalışmasını sağlar.

Menopoz öncesi ve süresince yapılabilecek  genel Yoga teknikleri:

Hareketlerin yavaş ve kontrollü gevşeme biçiminde olması gerekir. Hareketlerde sağlanacak kontrol  kişinin bedenine çok daha hakim olmasını sağlar. Hareketler doğru yapıldığı takdirde menopoz dönemini son derece huzurlu ve sorunsuz geçirmeniz mümkündür.

Hareketlere başlamadan önce;
. Önce duruşu zihninizde hayal edin ve vücudunuzu harekete hazırlayın
. Duruşlar esnasında yavaş hareket edin, bu kaslarınızın esnemesini sağlar ve      sakatlanmaları önler
. Egzersiz boyunca nefes hareketlerine odaklanın ve nefesinizi asla tutmayın. Nefesinizin rahatlıkla  akışını  sağlayın.

1. Locust ( çekirge ) duruşu
Locust duruşu kadın üreme organının güçlenmesini sağlar. Bu duruş, pelvis (kasık)  bölgesinde  kan dolaşımını düzenler , bölgeye oksijen gitmesini ve yumurtalıkların sağlıklı olmasını sağlar.Aşırı kanama , terleme ve sıcak basma sorunları yaşayan kişilerin yapması önerilir.

• Yüzüstü yere uzanın. Ellerinizi yumruk yapıp kalçanızın altına karın bölgesine doğru yerleştirin. Bu işlem, egzersizi yaparken  bel omuruna  baskı yapılmasını önler.
• Vücudunuzu düzleştirin ve sağ bacağınızı olabildiğince dik  tutup kaldırın ve 5 ile 20 saniye arası havada tutun.
• Bacağınızı yavaşca yatar pozisyona getirin. Sol bacak  ile tekrar hareketi uygulayın. Her bacakta bu hareketi 10 kez tekrarlayın.

2.  Pump - Pompa ( Tulumba) duruşu
Bu duruş pelvis bölgesinde kan dolaşımını sağlar ve yumurtalıkların fonsiyonunun sağlıklı olmasına yarar. Aynı zamanda aşırı kanama, terleme ve sıcak basma sorunlarını kontrol altına alır.

• Yere sırt üstü yatın ve sırtınızın bir bölümünü yere yaslayın. Bu duruş,  karın kaslarınızın,  alt sırt bölgesini germeden çalışmasını sağlar.
• Sağ bacağınızı nefes alıp vererek kaldırın. Sırtınızı düz bir biçimde yere yaslayın ve vücudunuzun geri kalan kısmının gevşemesini sağlayın. Bacağınızı çok yavaş hareket ettirin; bacağınızın bir yay tarafından çekildiğini hayal edin. Bacağınızı kaldırırken nefes alın , indirirken nefes verin.
• Bu egzersizi sol bacağınız ile yapın.  Bu çalışma 5-10 kez tekrarlanabilir.


3. Wide Angle Pose- Geniş açılı duruş

Bu egzersiz,  pelvis bölgesinin tamamen açılması ve üreme organına enerji akışını  sağlar, yumurtalık fonsiyonlarının ve kanamaların düzenli olmasına yarar .

• Sırt üstü yere yatın bacaklarınızı duvara yaslayarak V biçiminde açın . Kollarınızı da her iki tarafa açarak bırakın.
• Kalçanızı mümkün olduğunca duvara yakın tutun , hem duvara ve hem de yere yaslayın. Bacaklar olabildiğince birbirinden ayrık ve rahat bir pozisyonda olmalı
• Bacaklarınızı birleştirip 1 dakika bu  pozisyonda kalın.

4. Pelvic Arch- Pelvik  yay duruşu
Bu duruş pelvik kaslarının esnemesini sağlayan mükemmel bir egzersizdir.
Menopoza bağlı vajinal ve mesane sorunlarıile ilgili  kan dolaşımını sağlar ve pelvis bölgesini rahatlatır.

• Dizlerinizi büküp sırt üstü yatın. Bacaklarınızı kenara doğru açık bırakın.
• Ellerinizle ayak bileklerinizi kavrayın.
• Nefes alırken, kasığınızı doğrultun. Nefes verirken, gevşeyin ve kasığınızı indirin.
• Bu egzersizi birkaç kez tekrar edin.


6. The Bow- Kurdela duruşu
Bu egzersiz menopoza bağlı yorgunluk, güç kaybı, halsizlik gibi durumlar için idealdir. Ayrıca tüm omurga sisteminin esnemesine , adet sancıları ve bel ağrılarının azalmasına neden olur.

• Yüzüstü yere yatın, ellerinizi yanınıza koyun.
• Bacaklarınızı yavaşça dizlerinizden  kırın ve ayaklarınızı kalçanıza doğru çekin.
• Kollarınızla  ayak bileklerinizi teker teker kavramaya çalışın. Ayaklarınızı esnetmeniz bileklerinizi daha kolay tutmanızı sağlayacaktır.
• Nefes alırken bedeninizi mümkün olduğu kadar yerden yukarıya doğru kaldırmaya çalışın ve başınızı arkaya doğru esnetin. Bu duruş esnasında dizlerinizi birbirine yakın tutmaya gayret edin
• Kalçalarınızı yerden kaldırırken sıkın. Bu pozisyonda 10-15 saniye kalın.  Yavaşca duruşu gevşetin. Çenenizi yere yaslayın ve bacaklarınızı serbest bırakın ve tekrar yere koyun. Tekrar esas pozisyona geçin. 5 kez tekrar edin.

7. Child’s Pose- Çocuk duruşu
Menopoza bağlı endişelerden arınmanızı sağlayacak  ve sizi rahatlatacak bir duruştur. Bu egzersiz bel  bölgesini esnetir, adet sancılarının ve bel ağrılarınızın azalmasına yarar.

• Topuklarınızın üzerinde dizleriniz bükük pozisyonda oturun. Eğilin ve alnınızı yere dayayın. Omurgadan başınıza doğru mümkün olduğu kadar esneyin.
• Gözlerinizi kapatın ve bu pozisyonda rahat hissettiğiniz sürece kalın.

Yorum Yazın 01.09.2008

Sağlıklı Cinsel Yaşam ve Yoga

Yoga, kaliteli bir cinselliğin keşfedilmesinde en büyük yardımcınızdır. Nefes kontrolu, asanalar ve meditasyondan oluşan egzersizler, çiftler için son derece yararlıdır. Aşk hormonlarını harekete geçirir.

Sağlıklı Cinsel Yaşam ve Yoga

Birçok kişi cinsel sorunlara endişe ile yaklaşır, oysa yoga egzersizleri ve yogadaki nefes egzersizleriyle, bu sorunlardan kurtulmak mümkündür.

Pek çok duruş, üreme organlarımızı canlı tutmamızı sağlar. Kadınların doğumdan sonra daha iyi bir cinsel yaşama geçmelerine, erkeklerdeki ereksiyon probleminin çözülmesine yardımcı olur. Yine asanalar yardımı ile kasık bölgesinde kasların ve eklemlerin kuvvetlendirilmesi, cinselliğin fiziksel boyutuna kesinlikle anlamlı bir katkıda bulunmaktadır.

Asanaların dışında akışkanlık hissi veren, heyecanı hissettiren kasık bölgesine odaklanılarak yapılan nefes hareketleri, ritmik hareketler, bu çalışmalarda uygulanabilir. Ayrıca partner asanaları, çiftler arasındaki uyum ve iletişimi güçlendirmektedir.

Cinselliğin ilişkili olduğu birinci ve ikinci çakralar için yapılabilecek bandhalar (kilit) yine bu çalışmalarda kullanılmaktadır. İyi ve deneyimli eğitmenle yapılacak çalışmalar bedeninizin farklı bölgelerinin doğallığını, gevşemeyi daha dengeli ve ahenkli bir cinsel yaşamı sağlar.

Ustrasana, hanumanasana, savasana, salabhasana, sethubandhasana, makarasana, navasana, dhanurasana gibi bazı asanalar, ayrıca mula bandha ve uddiyana bandha, nadishodhana ve bhastrika gibi pranayamalar, so hum gibi nefes egzersizleri ve nauli çalışmaları, yapılabilecek çalışmalardan bazı örneklerdir.

Yorum Yazın 01.09.2008

Gözlerinizi dinlendiren ve canlandıran yoga hareketleri.

Gözlerinizi dinlendiren ve canlandıran yoga hareketleri.. Bu egzersizler bilgisayarın önünde uzun saatler geçirenler için ideal bir çalışmadır.

Bu egzersizler bilgisayarın önünde uzun saatler geçirenler için ideal bir çalışmadır. Her gün kolaylıkla yapacağınız bu hareketler gözlerinizin etrafındaki şişlerin inmesine yarar ve göz sinirlerini rahatlatır.

Rahat bir pozisyonda dik olarak oturun. Gözlerinizi kapatın. Nefesiniz burun deliklerinizden girip çıkarken nefesinize odaklanın. Temiz ve serin havayı alın, kirli ve sıcak havayı verdiğinizi hissedin.

Şimdi avuçlarınız iyice ısınana kadar birbirine sürtün. Sonra avuçlarınızın alt kısmını göz çukurunuzun üzerine kapatın.

Gözümüzü çevreleyen  göz kaslarını (orbicularis oculi) avucunuzun alt kısmı ile itin ve kasın.  Bu hareketi 10 kez tekrar edin, dinlenin ve 5 kez daha tekrar edin.

2- Göz  altları için

Bu hareket gözümüzü çevreleyen göz kaslarını (orbicularis oculi) güçlendirir ve gözdeki kırışıklıkları azaltır.
İki elinizle V harfi yapın ve işaret parmaklarınızı gözünüzün en dış kısmına yerleştirin. Orta parmağınızı ise gözünüzün iç sınırına yerleştirin. Gözünüzün alt ve üst kapaklarını göz kırpma hareketi gibi hızla hareket ettirin. Bu hareket esnasında gözlerinizi açık tutmaya çalışın. 10 kez göz kırpın, durun, sonra 2 kez daha tekrar edin.

3-  Göz kapakları için

Bu hareket kaşın alt kısmına gelen göz bölgesine yöneliktir. Göz kapaklarında oluşan kırışıklıklara ve sarkmaları önler.

Başparmak hariç 4 parmağınızı kaşlarınızın üzerine yerleştirin ve kaşlarınızı hafifçe yukarı itin. Gözlerinizi kapatın, göz kapaklarınızı  aşağı doğru çekerek karşı bir direnç oluşturun.10 kez aynı hareketi 2 set halinde tekrarlayın.

4- Göz kırışıklıkları ve gözdeki şişkinlikler için

Gözlerinizi çok rahatlatacak bu egzersizi yorucu bir günün sonunda veya arada dinlendiğinizde uygulayabilirsiniz.

İşaret parmağınız ve orta parmağınızla yanlamasına V harfi yapın. Başparmağınızı göz kapağınıza yerleştirip kaşınıza doğru itin. Orta parmağınızı gözünüzün altına koyun.
Parmaklarınızın ucu ile gözünüzün etrafındaki kasları itin ve kasın. 1- 2 saniye tutun ve bırakın.
Şimdi parmaklarınızı birleştirin ve gözünüzün ortasına koyun. Parmak uçlarınızla göz kaslarınızı (orbicularis oculi)  itin. 1- 2 saniye tutun ve bırakın.
Göz yuvarlağınızın üzerine birkaç saniye hafifçe baskı uygulayın, gözlerinizi yavaşça açın ve göz kırpın.

5- Üst göz kapakları için
Yaş ilerledikçe kaşlarla gözün üst kısımları arasındaki mesafe kısalır. Bu egzersiz kaşların altındaki ki kasların kuvvetlenmesini sağlar, sarkmasını önler.

İşaret parmaklarınızı yarım ay şekline getirin ve göz kapaklarınızın üzerindeki göz kemiğinin üzerine, kaşınızın tam altına yerleştirin.  Parmaklarınızı hafifçe kemiğin üzerine bastırın. Göz kapaklarınızın üzerindeki kaslarla parmaklarınıza doğru bir direnç oluşturun. Bu hareketi 10 kez tekrar edin.

6- Göz boşluğu masajı ve kırışıklıkları yok eden hareket

İşaret veya orta parmağınızı burun köprüsünün hemen altına yerleştirin. Parmağınızı köprüden yukarı doğru ve kaşlarınızın altına gelen kemiğe doğru hareket ettirin. Kaşlarınızın altında, kemiğin aşağıya döndüğü yerde bir çıkıntı hissedeceksiniz, o kısmı biraz ovun. Şimdi kaş altı kemiğini sol gözünüzün uç köşesine kadar parmağınızla takip edin.

Bu çalışmayı tamamladıktan sonra sol elin işaret parmağını sağ gözünüz ortada kalacak şekilde yerleştirin.(İşaret parmağı karşın altında, orta parmak gözün altında) Aynı zamanda sağ işaret parmağınızı sağ gözünüzün uç noktasına yerleştirin. Sağ gözün alt kısmındaki orta parmağınızı aşağı doğru iterken sağ gözün ucuna yerleştirdiğiniz işaret parmağınızla hafifçe sağ tarafa doğru çekin. Bu harekette sadece alt göz kapağı hareket etmelidir. Her göz için 8 kez uygulayın.

7-  Yorgun ve sarkık göz kapakları  için

Bu egzersiz biraz konsantrasyon gerektirir fakat özellikle sarkık göz kapaklarını kaldırmak için son derece faydalıdır.

İşaret parmaklarınızı enlemesine  şakaklarınızın üzerine  basınç uygulayarak saç diplerinize doğru çekin. Alnınızda çizgiler oluşturmadan  gözlerinizi çevreleyen kaslarınızı parmaklarınızın ucuna doğru hareket ettiriniz.( bir direnç oluşturun) Bu egzersizde 5’e kadar sayın ve bırakın. Bu hareketi 5 kez tekrarlayın.
Yoga Danışmanı
Beklen Dalgakıran
beklen.dalgakiran@mynet.com

Yorum Yazın 01.09.2008

Regl Dönemi ve Yoga

Regl Dönemi ve Yoga
21 Mart 2008 Cuma

Aybaşı öncesi sendromu dediğimiz, karın ve sırtın alt kısmında şiddetli, tatsız bir ağrı, kanamadan üç ila dört gün öncesinde ortaya çıkabilir.

Bazı kadınlar göğüslerinde büyüme ve hassasiyet, şişmiş bir karın veya genel bir şişkinlik hissi yaşayabilirler.
Vücudun daha çok sıvı tutması, üç kiloya kadar geçici bir ağırlık artışı olarak görülebilir ve biraz bulantı olabilir.

Sıklıkla baş ağrıları, genel bir vücut sertliği ve kabızlık görülür. En kötü tarafı, bu dönemde görülen, çabuk öfkelenme, depresyon ve isteksizliktir. Kanama başlayınca hem fiziksel hem de ruhsal tıkanmanın yoğunluğu azalır ve kan akışı en bol haline gelince bu rahatsızlıklar kaybolur. Bu tarz bir adet problemi ergenlikten menopoza kadar her yaştaki kadında görülür ve her hamilelikle daha da yükselen bir seyir izler.

Progesterone eksikliği de, vücut hücrelerinin sodyum tutması ve potasyum kaybetmesine sebep olur. Bunun ciddi sonuçları olur, zira sinir sistemi ve beyin boyunca itkilerin (sinyallerin) iletilmesi, doğru sodyum/potasyum oranına bağlıdır. O zaman, adet sırasındaki duygusal zayıflığımızın fizyolojik kökenini de hormonal dengesizlik olarak görülmektedir.

Dönemin geri kalanında yogadaki dengeli bir asana (duruş) programı, bezleri hassas şekilde manipüle ederek hormon üretimini uyumlu hale getirir. Asanalar bezlere ve iç organlara masaj yapar ve onları sıkıştırarak bayat kanı dışarı zorlar ve taze kanın dolaşıma girmesini sağlar. Bezler ve tüm üreme sistemi forma girer ve güçlenir. Meditasyon uygulamaları, özellikle yoga nidra ve antar muna da, fiziksel ve duygusal uyumumuzu bozan gerginliği kaldırmak için idealdir.

Tahıllar ve sebzelerden oluşan saf bir diyet, adet görme de dahil bir çok rahatsızlık için mucizevi etki yaratır. Yüksek protein diyetleri, özellikle et temelli olanlar, kesinlikle problemi kötüleştirir ve dismenore vakalarının zengin ülkelerde artan et tüketimiyle paralel gittiği  saptanmıştır.

Eğilim tekrar basite, vejetaryen yiyeceklere dönünce birçok kadın, daha hafif ve daha az kan akışı ile beraber adet güçlüklerinde dramatik iyileşmeler bildirmişlerdir. Hala et yiyenler bile kahve ve işlenmiş gıdaları, özellikle şekeri, beyaz pirinci ve beyaz un mamullerini azaltarak önemli yararlar kazanmışlar. Periyot sırasında sinir sistemini altüst eden geçici potasyum yokluğunu giderebilmek için, çok olgun muzlar yemeli, taze portakal veya limon suyu içmeliyiz.

Beklen Dalgakıran
Yoga Danışmanı
beklen.dalgakiran@mynet.com

Yorum Yazın 01.09.2008

Depresyon ve Yoga

Depresyon ve Yoga
24 Mart 2008 Pazartesi

İnsanlar yaşamları boyunca mutluluk arayışını sürdürür, ancak çok azı erişebilir.

Kendilerini mutlu edeceğini düşündükleri aktivitelerle oyalanır– televizyon, sinema, spor — fakat sürekli mutluluk duygusu yakalayamazlar…

İnsanlar güç, statü ve materyal de mutluluk ararlar. Bunun karşılığında birçok kişi korku, nefret, başarısızlık, yetersizlik, güvensizlik gibi duygulardan, ülser, kalp krizi, ruhsal sorunlar gibi hastalıklardan muzdariptir…

Aslında hayatta mutluluğa giden yol, hayata karşı pozitif ve dışa dönük olmanın yolu aslında o kadar basittir ki, insanlar onu hiç denemezler ve hatta düşünmezler bile…

Mutluluğun yanıtı, farkındalığınızı artırmak, zihnin sonsuz derinliklerine dalmaktır. Daha önce deneyimlediğiniz diğer huzur türlerini aşacak, huzuru bulacağınız yer zihninizdir. Zihninizi tanıdığınızda tüm sorunlar önemini yitirecektir.

Hala dünyada yaşayıp, işinizi yapıp, diğer insanlarla etkileşirken, devamlı bir tatmin durumu hissedeceksiniz. Çoğu insanın saplandığı yüzeyselliklerle değil, anlamı olanla etkileşimde olacaksınız.

İnsanın en büyük problemlerinden biri değişikliğe adapte olamamasıdır. Yüzyıl önceye kadar ve hatta şimdi de teknolojiyle içiçe yaşamayan toplumlarda, bu bir problem değildi. Ancak teknolojik toplumlar devamlı bir değişim hali içindeler. Değişimler, zihnin onlara adapte olma hızından daha hızlı şekilde meydana geliyor. Sonuçta, kişiye göre değişen, küçük ya da büyük ölçekte ruhi sorunlar oluşuyor. Bu sorunu saptayan psikoloji artık, değişiklikle yüzleşme kapasitesini geliştirmenin kesin yolu olarak meditasyonu öneriyor.

Bir çoğumuzun hayatta bazı şeyleri gerçekleştirmek, bazı meslekleri icra edebilmek  için doğal bir yeteneği vardır, ancak bu yönümüzü bilmediğimizden, bunları hiç yapmayız . Bir bakıma devamlı bir düş kırıklığı halini yaşarız. Bu potansiyeli dışa vurabilirsek, artık kendimizi gerçekleştiren, yaratıcı ve mutlu hayatlar sürebiliriz. Bunu meditasyon metoduyla gerçekleştirebiliriz. Bu şekilde iç varlığımızı bulabilir ve sonra bunun doğuştan gelen doğasını uygulayabiliriz. En iyi olduğumuz şeyi yapmaya başlayabiliriz.

Dış olguları yaşamalıyız, zira bu hayatın bir parçasıdır. Fakat dış hayatımızı iç hayatımız ile beslemeliyiz. Bu şekilde materyal hayatın tadını, daha fazla alırız.

Şu anda birçoğumuz bilgisizce neredeyse tamamen dışa dönük bir yaşam sürmekteyiz. Meditasyonun amaçlarından biri de bilincimizi dışarıdaki dolambaçlardan kısa bir süre için bile olsa almak ve onu içimize yönlendirmektir. Amaç iç yaşama küçük bir bakış atmak ve sonunda onu dış hayatla bağlamaktır. Bu bağlantı hep vardır ama biz bu gerçeğin hiçbir zaman bilincinde olmayız. Meditasyon bizi bu bağlantıya bilinçli yapar, mutluluk ve huzura götürür.

Meditasyon karamsarlık, depresyon ve benzerleri gibi insanların, hayatın normal bir parçası olarak kabul ettiği zihin durumlarını, etkisiz hale getirmenin kesin yoludur. Psikologlar bile artık buna inanmaktalar ve psikoloji alanında modern ileri düşünürler, bu fikri ortaya koyuyorlar. Yoga gii, onlar da artık insanın normal durumunun, sürekli bir mutluluk ifadesi olduğuna inanıyorlar. Meditasyon morali kontrol altında tutmak, olumsuz durumları ortadan kaldırmak ve yerine olumlu duyguları koymak için, herkes tarafından kullanılabilir. Böylece amaç var olan kompleksleri, fobileri, önyargı yüklü zihinsel programı kırmak ve yerine arınmış bir zihinsel programı yerleştirmektir
Vücudun dövüş ya da kaç savunma mekanizması, sempatetik sinir sistemi ve adrenal bezleridir. Sempatetik sinir sistemi ve adrenal bezlerinin aktiviteleri uzun bir süredir bilinmektedir; bu iki sistem birbirini tamamlar.

Stres, tehlike veya korku anında adrenal bezleri vücudu dövüş ya da kaça hazırlayan, adrenalin hormonunu salgılar. Bu hormon vücudu daha etkin hale getirir. Kalp atış hızı ve nefes sıklığı artar, görüşü, duymayı vs. keskinleştirir ve aynı zamanda sindirimsel işlevleri baskılanır ki, tehdit eden durumla yüzleşirken enerji daha faydalı şekilde kullanılabilsin.

Bu sistem kısa süreli tehlikeler içindir. Daha uzun süren tehditler için sempatetik sinir sistemi olayı devralır ve vücudu sürekli daha yüksek güç seviyelerinde tutar. Ancak bir an gelir ve tehdit geçtiğinde vücut fonksiyonları normal aktivite seviyelerine geri döner.

Stres dolu, rekabetçi, modern yaşam şekli ise öyledir ki, insanlar neredeyse devamlı olarak dövüş ya da kaç durumuna hazır durumda yaşarlar. Bu, patron korkusundan, arkadaş ve komşuların gözünde değer kaybetmekte korkusuna, kira ve faturaları ödeyememe korkusundan bir başka korkuya kadar değişik nedenlerden oluşur. Bu şartlar altında, kişi devamlı gergindir, ruh halinde büyük dalgalanmalar olur ve neredeyse devamlı bir tatminsizlik, mutsuzluk haliyle yaşar. Vücut da hastalıklara direnme kabiliyetini yitirir.

Birçok kişi hayatlarının büyük bölümünde gergin olmadıklarını söyleyebilir veya düşünebilir. Bazıları için bu doğru olabilir ama bilimsel testler göstermektedir ki çoğu kişi neredeyse sabit bir şekilde gergindir fakat bunun farkında değildir. Değişik şartlara tepki olarak, önemsiz görünse bile, kaslarını germekte, gözlerini kısmakta, tırnaklarını yemekte, alınlarını kırıştırmakta vs gibi durumlar içindedirler. Bu şekilde hareket etmeye o kadar alışmışlardır ki, bu hareketleri yaptıklarının farkında bile değildirler.

Bu huy edinilmiş tepkiler, psikosomatik hastalıkların habercisidir. Biri bu gerginlikleri gösterdiğinde, bilse de bilmese de kendini aslında dövüş ya da kaç tepkisine hazırlıyordur; sempatetik sinir sistemi ve adrenal bezlerinin varoluş sebebi olan tepkiye. Bu faaliyetler dış görünüşte küçük ve önemsizdir ancak içerde kalp atışı ve kan basıncında vs. değişikliklerin meydana geldiğini işaret eder. Adrenal ve sempatetik sistemin bu uzayan uyarımı, medeni rahatsızlıklar denen yüksek tansiyon, diyabet, koroner trombosis, peptik ve duodenal ülserler ile birçok ruhsal rahatsızlık, ayrıca sırt ağrıları, cilt problemleri, kas çekmeleri ve bir dizi diğer rahatsızlığa yol açar.
Bu rahatsızlıkları dengelemek, önlemek ve iyileştirmenin kesin olan tek yolu, her gün vücut ve aklı tamamen gevşetmektir. Uyku tabii ki her zaman bilinen bir yoldur fakat çoğu kişi o kadar gergindir ki uyku sırasında bile gevşeyemezler. Uyku genel olarak adrenal ve sempatetik sistemin fazla kullanılmasının zararlı etkilerini ortadan kaldırmak, gevşemek ve dengeye kavuşmak için yetersizdir. Vücut süreçlerinin nihayet kendilerini yenileyip edip normal aktivite seviyelerine dönmeleri, sadece derin gevşeme sırasında olur. Meditasyon bunu yapmanın bir yoludur. Bir bakıma, meditasyon sempatetik sinir sistemi ve adrenal bezlerin karşıtı, bunlara karşı bir denge unsuru olarak görülebilir. Modern hayatın her derde deva ilacıdır. Bütün akıl-vücut kompleksinin pozitif sağlık kazanmasının kesin bir yoludur.

Sadece gevşemeyi öğrenmek zorunda değiliz, ayrıca çevremize gösterdiğimiz tepkilerimizi de değiştirmeliyiz. Her kişinin mutluluğu çevre ile uyumlu hale gelmesine ve entegrasyonuna bağlıdır, devamlı çevreye ilişkin korku içinde olmaya değil. Akıl-vücut sistemi yeniden programlanmalıdır ki, mümkün olan her durumda kana adrenalin püskürtülmesin. Aklımızı ve vücudumuzu değişik tepki verecek  şekilde yeniden programlamalıyız ki gevşeyelim, mutlu olalım ve farkındalık seviyemizi yükseltmeye başlayalım.

Yoga Danışmanı
Beklen Dalgakıran

Yorum Yazın 01.09.2008

Evinizdeki Radon Gazı Tehlikesine Dikkat

Radon gazı, başlıca zararlı etkilerini solunduğu zaman gösterir; radon içeren suyu içmekle mide kanseri olma olasılığı, radonu soluyarak akciğer kanseri olma olasılığına göre çok azdır.Suadiye Memorial Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. İlkay Keskinel, “ evdeki radon tehlikesi ve korunma yolları”hakkında bilgi verdi.

Akciğer kanserinde, sigaradan sonra ikinci önemli etken

Sigaradan sonra en önemli ikinci akciğer kanseri nedeni olarak kabul edilen radon, renksiz ve kokusuz radyoaktif bir gazdır. Toprakta, kayalarda ve sulardaki uranyumdan köken alır. Topraktaki radon, yukarı doğru hareket eder ve evlerin tabanlarındaki ya da duvarlarındaki çatlaklardan ve boşluklardan içeri sızar. Özellikle bodrum katlarda ve madenlerde radon gazı yoğun olarak birikebilir.
Daha az düzeyde olmak üzere, radon evlere, kullanılan kuyu suyu ile de girebilir. Radon gazı, başlıca zararlı etkilerini solunduğu zaman gösterir; radon içeren suyu içmekle mide kanseri olma olasılığı, radonSu soluyarak akciğer kanseri olma olasılığına göre çok azdır. Ancak, sudaki radon, duş yaparken havaya karışabilir ve solunabilir.

Evlerdeki radonun bir diğer kaynağı da, yapı malzemeleridir

Nefes yoluyla alınan radon gazı, radyoaktif parçacıklara bölünür ve akciğerde tutulur. Bu parçacıklar yıkılmaya devam eder. Yayılan alfa parçacıkları, bir yüzeye çarptığında, enerjileri yüzey tarafından emilir. İnsan derisi, bundan etkilenmeyecek kadar kalındır, ancak alfa parçacıkları, akciğer hücrelerini etkileyebilir. Bunun sonucunda hücre hasarı ve ileri dönemde de akciğer kanseri gelişebilir. Ancak, bu, radon gazına maruz kalan herkesin akciğer kanserine yakalanacağı anlamına gelmez. Akciğer kanseri riski, özellikle sigara içenlerde çok daha fazladır. Radon ile sigara “sinerjistik” etki gösterirler; yani, ikisine birden maruz kalındığında olacak zarar, ikisinin ayrı ayrı meydana getireceği zarardan daha büyüktür. Radon maruziyetinin, tüm akciğer kanserlerinin yaklaşık %10-15 kadarından sorumlu olduğu tahmin edilmektedir.

Eviniz 3. kattan aşağıdaysa dikkat edin

Amerikan Çevre Koruma Dairesi, özellikle üçüncü kattan daha aşağıdaki evlerin radon gazı yönünden araştırılmasını önermektedir. Radonun kanser yapıcı etkisi, evdeki radon düzeyinin dışında, kişinin evde ne kadar zaman geçirdiği ve sigara içip içmediği ile de ilişkilidir.

Evinizi sık sık havalandırın
Radondan korunmak için evler sık sık havalandırılmalı; özellikle bodrum katlardaki taban ve duvar çatlakları kapatılmalı ve yeni yapılan binaların radona dirençli olmasına dikkat edilmelidir. Evin altındaki radonu çekerek dışarı veren havalandırma sistemleri de işe yaramaktadır.

Yorum Yazın 27.08.2008

Onceki Yazilar


RASTGELE YAZILAR

  • Erdoğan Cumhurbaşkanlığı için ne dedi ?
  • ramazan bayramı nickleri
  • Güzel ve bakımlı eller
  • Akreditif
  • Faiz Oranı
  • Bu klip çok tartışılır! VİDEO
  • Sırt ağrılarımızın sorumlusu atalarımız!
  • Dünya’nın çapının şimdiye dek bilinenden daha küçük olduğu saptandı.
  • Serial SATA Harddikste Windows Nasıl Kurulur?
  • Spor Hazır / SMS Mesajları
  • Şans Topu, Şans Topu Sonuçları, 30 Temmuz, Şans Topu Çekilişi, Şans Topu Rakamları, Şans Topu İkramiyeleri, Geçmiş Şans Topu Çekilişleri, Şans Topu Nasıl Oynanır? Şans Topu Hakkında Genel Bilgiler
  • Wallpapers-Duvar Kağıtları -1
  • Sıla Dizisi İmzaları
  • bios hata mesajları
  • Geniş Zamanlar Dizisi, Oyuncuları, Ekibi, Haberleri, Bölümleri, Fotoğrafları, İmzaları, AvatarLarı, Bölüm Özetleri
  • Bilim Teknoloji ve Saglik

    Cocuk Arsivi

    Kadin Arsivi

    Erkek Arsivi

    Cinsellik

    Msn-Yahoo ICQ Messenger

    Ekonomi, Finans, Borsa

    Egitim-Ogretim

    Bilgisayar Donanim-Hardware Yazilim-Software Yardim

    Teknik Destek

    Program Arsivi

    Oyun Arsivi

    Cep Telefonlari Melodiler Oyunlar

    Animasyonlar Linkler VideoLar

    Mp3 Arsivi

    Sarki Sozleri

    Digital Uydu-Frekans-Guncel Key

    Kultur Ve Sanat

    Enterasan Sozler

    Ilginc-Tuhaf

    Islam ve Insan

    Webmaster | Web tasarim

    ALT MENU

    Etiketler

    Arşivler

  • UserOnline

  • Most Users Ever Online Is On

    Users: 2 Guests, 1 Bot
    1 User Browsing This Page.
    Users: 1 Guest

    SON UYELERIMIZ

  • ISTATISTIKLER

    • Toplam Üye Sayısı: 14432
    • Toplam Mesaj Sayısı: 68672
    • Toplam Konu Sayısı: 30991
    • Toplam Kategori: 31
    • Toplam Bölüm: 902
  • TAKViM

    Eylül 2008
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Ağu    
    1234567
    891011121314
    15161718192021
    22232425262728
    2930  

    KATEGORiLER