TAKVIM
Mart 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Şub    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Archive for the ‘Cocuk Arsivi’ Category

Çocukları ödülle cezalandırmayın! 20 Ocak 2009

Salı, Ocak 20th, 2009

Sohbet-Chat Arkadaşlık İçin;

Rumuzunuzu yazın sohbete katılın.Nickiniz Şifresiz ise Şifre bölümünü Boş Bırakınız..

Rumuz Şifre Sohbet Et
#Diyalog #Radyo #Oyun
#ask #Kralchat #35+

Çocukları ödülle cezalandırmayın! 20 Ocak 2009

Özgür BOLAT / ozgurbolat@hurriyet.com.tr

Geçen hafta İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ve Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nin daveti üzerine Antalya’da bir seminer verdim.

Ödül ve ceza üzerine yaptığım konuşma, seminerin en ilgi çekici tarafı oluverdi. Çünkü ödül hakkında bildiğimiz genel geçer doğrulara zıt şeyler söylemiştim.

Ana tezim şuydu:

Ödül, çocuklara ve çalışanlara verilen en büyük cezadır.

Aynı mantıkla, ceza da en büyük ödüldür.

Ödül ve ceza, kısa vadede iyi gibi gözükse de uzun vadede zarar verir.

CEZA, ÖDÜLDÜR

Bir anaokulunda, veliler çocuklarını almak için okula geç gelmeye başlar. Bu sorunu çözmek için; okul, veliler için bir ceza uygulaması başlatır.

Geç kaldıkları her saat için, veliler belli bir para ödemek zorundadır.  Ama bu ceza sistemi tam ters bir etki yaratır. Veliler daha da geç gelmeye başlar.

Neden?

Velilere verilen mesaj bellidir. Parayı ödediğin sürece, geç gelebilirsin.

Yani, geç gelmek meşrulaşmıştır. Veliler, “geç gelsem de cezasını öderim, bir şey olmaz” mantığı ile düşünmeye başlamıştır. Hatta daha da çok işlerine yarar.

Çocuklar ders çalışmayınca bilgisayar yasaklanır.

Çocuk, ne düşünür?

“Yasaklansın. Oyun oynamazsam, ders yapmama hakkım var demek ki”.

Ders çalışmamak meşrulaşır.

Cezayı veren aile, zaten ders çalışmak istemeyen çocuğa en büyük ödülü vermiştir.

Aslında en büyük kötülüğü de yapmıştır.

Aynı düşünce tarzı şirketlerde de vardır. Cezasını ödediği sürece, çalışanlar şirketin bazı kurallarına uymama hakkını kendinde bulur.

ÖDÜL, CEZADIR

Aslında ödül, cezanın diğer adıdır. Kısa vadede işe yarasa da uzun vadede zararlıdır.

Ödül bir işe duyulan ilgiyi- yani gerçek motivasyon kaynağını- azaltır.

Yapılan bir araştırmada resim yapmayı seven çocuklara, yaptıkları her resim için ödül verilmeye başlanmış. Bir süre sonra çocukların daha az resim yaptıkları gözlenmiş.

Neden? Sevdiği için resim yapan çocuklar, bir süre sonra ödül için resim yapmaya başlamışlar. Böylece de ilgileri azalmış. İlgi azalınca resim yapmayı da bırakmışlar.

Ödül ilgilerini azaltmıştır.

Sizi sevdiği için size çok iyi hizmet veren bir garsona bahşiş vermeye başlayın, ilgisi azalacaktır. Tabi sizi önceden seviyor olması ön koşul.

Şair bir arkadaşımın anlattığı bir hikâye, bu konuyu çok iyi örneklendiriyor:

Küçük bir çocuk, yaşlı bir amcanın evinin önünden geçerken elindeki değneği korkuluklara sürtüyormuş. Çıkan ses, çocuğun çok hoşuna gidiyormuş. Yaşlı amca da çocuğu bu huyundan vazgeçirmek için, şöyle bir yöntem uygulamış.

Çocuğa bunu yapması için her gün için 5 TL vermiş. İkinci hafta bunu 2 TL’ye düşürmüş. Sonra 1 TL’ye.

Paranın her geçen gün azaldığını gören çocuk bozulmuş. “Ben bu paraya bunu yapmam” deyip, bu işi yapmayı bırakmış.

Çocuğun “içten gelen motivasyonun” yerine “dıştan gelen motivasyon” (para) geçmiş.

Para da ortadan kalkınca, ilgi ve davranış kaybolmuş.

Ödülün, bunun gibi başka birçok zararı var.

Bunları ve ne yapılması gerektiğini sizler ile zaman zaman paylaşacağım.

Sizler bu arada çocuklarınıza ve çalışanlara ödül veya ceza vermeyi bırakıp, onların ilgilerini ve heyecanlarını keşfetmeye çalışın!

Popularity: 4% [?]

Çocuğunuzu aşı ile koruyun

Salı, Aralık 9th, 2008

Çocuğunuzu aşı ile koruyun

Çocuklarda kış hastalıklarına karşı aşı önemli ölçüde koruyucudur. Anne babaların bu konuda duyarlı olması gerekir.

Kış hastalıkları konusunda Amerikan Pediatri Akademisi Üyesi ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr.Hayriye Aygar’dan bilgi almaya devam ediyoruz.
Bademcik İltihabı ve farenjit: Sıklıkla 5-15 yaş grubunda gözlenir. En önemli belirtisi boğaz ağrısıdır. Ani olarak başlar ateş ve boğazda lenf büyümesi eşlik edebilir. Baş ağrısı, bulantı, kusma, karın ağrısı bademciklerde şişme, kızarıklık görülür. Tedavide boğaz kültürü ve hızlı antijen testleri ile streptokok saptanmışsa uygun antibiyotik verilir.

YAKIN TAKİP GEREKİYOR
Larenjit: Ses tellerinin iltihabıdır. Etkeni virüslerdir. 6ay-3 yaş çocuklarda görülür. Ses değişikliği, boğaz ağrısı, öksürük, ateş en önemli belirtilerdendir. İltihabın ses tellerinin altına yayılması çocuklarda krup hastalığını oluşturur. Kuru, havlama tarzı öksürük, solunum zorluğu hatta solunum yolu tıkanması gibi ölümle sonuçlanabilecek durumlara neden olur. Antibiyotik tedavisi gereksizdir. Bol sıvı alımı, odanın nemlendirilmesi, ateş düşürücüler kullanılır. Yakın takibi gerekirse hastane tedavisi uygulanır.

NASIL ÖNLEMLER ALINIYOR?
Risk faktörü taşıyan çocuklara grip-influenza aşısı önerilir. Aşının bileşimi her yıl düzenli aralıklarla değiştirilir. Aşı 6ay-3yaş arası daha önce aşı olmamış çocuklara 1 ay ara ile 2 defa yarım doz, 3-8 yaş arası çocuklara tam doz daha önce aşı olmuşsa 1 doz olarak, 9 yaş üstüne tek doz uygulanır. 8-10 gün sonra koruma başlar. En uygun aşılama zamanı ekim başıyla kasım ortasındaki süredir. Pnömokok aşısı- 6 hafta ile 9 yaş arasında streptokok pnömoni mikrobunun yol açtığı orta kulak iltihabı, sinüzit, zatüreye karşı korumada uygulanır. Bebeklik döneminde ikinci aydan başlayarak en az 1 ay ara ile 3 doz ve 1 yıl sonra tekrar dozu olmak üzere 4 kez yapılır. Diğer yaş grupları için farklı aşılama programı uygulanmaktadır. Koruyucı olarak bebeklere 6 ay sadece anne sütü verilmesi teşvik edilir Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirmek için vitamin ve bitkisel ürünler kullanılabilir.

ELLERİ YIKAMAK ÇOK ÖNEMLİ
Korunmada en etkili yol el yıkamadır. Çocukların su ve sabunla 30 saniye el yıkamaları teşvik edilmelidir. Böylelikle hasta kişilerin salgılarının ağız burun giriş yollarına bulaşması önlenir. Öksürük hapşırmada ağzın kapatılması, maske takmaları damlacık yoluyla bulaşmayı azaltır. Kapalı sigara içilen ortamlardan kaçınılmalı, kuru havaya önlem olarak soğuk buhar makinaları uygulanabilir. Dengeli, protein enerjiden zengin, çinko, vitaminden zengin beslenme, düzenli uyku gerekli aşıların yaptırılması bağışıklık sistemini güçlendirir.

Popularity: 4% [?]

Şaşılık tedavisi için geç kalmayın

Salı, Aralık 9th, 2008

Şaşılık tedavisi için geç kalmayın

Genetik geçiş, göz bozuklukları, hamilelikte annenin geçirdiği hastalıkların yanı sıra tansiyon, şeker, travma da şaşılık nedenleri arasında sayılıyor.

Türkiye’de her 100 kişiden 4′ü şaşılık riski taşıyor. Bebeklerde şaşılık varsa 6′ncı aydan sonra tedaviye başlanması gerekiyor. Genetik geçiş, göz bozuklukları, hamilelikte annenin geçirdiği hastalıkların yanı sıra tansiyon, şeker, travma ve beyin tümörü de şaşılığa neden olabilir. Dünya Göz Hastanesi doktorlarından Prof. Dr. Hayati Tolun şaşılık rahatsızlığını, belirtilerini ve tedavi biçimlerini anlattı.

AİLELER DİKKAT!
Eğer çocuğunuzda aşağıdaki belirtiler varsa bir göz uzmanına danışmanız gerekir
-Gözlerden biri diğeri ile aynı yöne bakıyorsa
-Bir şeye bakmak istediğinde başını çeviriyor ve eğik tutuyorsa
-Yürürken çok sık takılıp düşüyor ve elindeki eşyaları sık düşürüyorsa
-Çok sık göz kırpması varsa
-Oyuncaklarını veya kitabını çok yakın tutuyorsa
-Gözünün birini kapatıyorsa
-Baş ve göz ağrısından şikayet ediyorsa
-Bulantı ve baş dönmeleri şikayeti varsa
-Çift görme şikayeti varsa

alterNATİF TEDAVİ BOTOX
- Cerrahi müdahale: Her yaşta en sık kullanılan tedavi yöntemidir. Uyumlu olan vakalarda lokal anesteziyle yapılabilmektedir. Ameliyat estetik nedenle, çift görmenin azaltılması, gözlerin birlikte kullanılmasının sağlanması, gözlerdeki ağrının azaltılması amacıyla yapılmaktadır.

- Şaşılık tedavisi: Hipermetrop +3.0 veya daha fazla göz numarası olan bazı hastalar gözlük kullandıkları zaman kayma düzelebilir.

- Göz egzersizleri; okuma ya da çalışırken gözün yeterli çalışmaması gibi özel durumların tedavisinde kullanılır.

- Enjeksiyon: Bir kaç ay boyunca enjekte edildiği kası felç eden botox ilacının kullanılması esasına dayanır. Cerrahi yönteme alternatif olan Botox tedavisi özellikle felce bağlı ortaya çıkan şaşılıklarda olumlu etki gösteriyor.

Şaşılık (Göz kayması) nedir?
Şaşılık gözlerin paralelliğinin bozulduğu bir durumdur. Gözler burun köküne doğru veya dış tarafa kayabileceği gibi yukarı veya aşağı pozisyonlara da kayabilir. Şaşılığın bir diğer türü ise gizli şaşılıktır. Gizli şaşılık, gözlerden biri kapatılınca ortaya çıkan şaşılıktır. Ancak muayene sırasında bir hekim tarafından fark edilebilir. Ülkemizde gizli şaşılığa sıkça rastlanmaktadır.

Neden ortaya çıkar?
Şaşılık; Kas felçlerine, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, damar hastalığı, çarpma ve kazalara, gözdeki kırma kusurlarına bağlı olarak ortaya çıkabildiği gibi doğum sırasında geçirilen zorluklar(zor doğum, erken, düşük, kilolu doğum), ateşli bir hastalık veya bir yerden düşme sonrası, merkezi sinir sistemini ilgilendiren bazı hastalıklarda ve bazı tümörler de sadece gözde kayma ile kendini gösterebilir. Ailede gözünde kayma, yüksek kırma kusuru, tembellik olan var ise, bebeklerde de bu durumlara rastlanma olasılığı yüksektir, bu nedenle ilk 1 yaş içinde muayene edilmeleri önemlidir.

Popularity: 4% [?]

Çocuğunuz internet bağımlısı mı?

Salı, Aralık 9th, 2008

Çocuğunuz internet bağımlısı mı?

Hızla hayatımızın her alanına giren bilgisayar ve internet özellikle gençlerin hayatını büyük ölçüde etkiliyor.

İnternet doğru ve gerekli şekilde kullanıldığında son derece yararlı. Ancak eğer çocuğunuz okul dışındaki tüm vaktini internetin başında geçiriyorsa bir sorun var demektir. Hisar Intercontinental Hospital’dan Klinik Psikolog Sedef Akbay, ‘Gençlere ve çocuklara bilgiye ulaşma, dünyanın her köşesinden haber alma, kendi bildiklerini paylaşma, arkadaşları ile iletişim kurma gibi koca bir liste halinde sıralayabileceğimiz birçok alanda kolaylık sağlayan bu teknoloji, doğru kullanılmadığında genci olumsuz etkilemekte ve yarardan çok zarar verebilmektedir. İnternetin olumsuz etkilerinden bahsederken ilk akla gelen uygulamalar, kumar, bahis, pornografik yayın siteleri ve yoğun şiddet içeren bilgisayar oyunlarıdır. Bu sitelerin ve bilgisayar oyunlarının gençler tarafından talep görmesi bundan büyük gelir sağlayanları memnun etmekle beraber belli bir yaşın altındaki gençlerde zararlı etkiler bırakabilmektedir. Gencin aileden, arkadaşlarından uzaklaşması giderek birçok sosyal aktiviteden vazgeçmesi, derse ayırdığı zamanının yetersiz kalmasına da sebep olur” diyor.

* Evinizde bilgisayar varsa çocuğunuzun pornografik sitelere ulaşmasını engelleyen programlar kullanabilirsiniz.

* Bilgisayar ve internet kullanımını belli bir program dahilinde, belirli saatlerle sınırlandırın. Bu zaman ayarlamasına çocuğunuzla birlikte karar verin.

* Çocuğunuzu sosyal faaliyetlere yönlendirin. Sporla, müzikle ilgilenmesini sağlayacak kurs avantajları sağlayın.

* Zaman zaman siz de onunla birlikte bilgisayar başına geçin ve çocuğunuzun internette ne yapacağı konusunda bir amaç belirlemesine yardımcı olun. Böylece amaçsız bir şekilde internette dolaşmasını engellemiş olursunuz.

* Bilgisayarda ne yaptığını size anlatmasını isteyin. Size bilgisayar öğretmesini de sağlamış olursunuz

Popularity: 4% [?]

Çocuklara çok fazla çizgi film izletmeyin

Salı, Aralık 9th, 2008

Çocuklara çok fazla çizgi film izletmeyin

Uzman Psikolog Aslı Akkan, çizgi filmlerin çocukları olumsuz etkilediğini belirtti. Akkan, günde 3-4 saat çizgi film izleyen çocuklarda şiddete yönelme, bilişsel fonksiyonların körelmesi, gerçeklikten kopma, güvenli davranış azalması ve risk artışı şeklinde olumsuz davranışların yaşandığına dikkat çekti.

VKV Amerikan Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzman Psikolog Aslı Akkan, çizgi filmlerin çocuklar üzerinde yarattığı etkiler hakkında bilgi verdi. Çizgi filmlerin, çocukları eğlendirirken hayal dünyalarını da genişlettiğini hatırlatan Akkan, “Onların dünyalarında “rahatlatma” rolü kadar “öğretme” rolünü de üstlenmektedirler. Ancak tüm bu olumlu etkiler belli hususlar göze alınmadığı taktirde olumsuza çevrilebilir ve çocuğu istenilmeyen şekilde etkileyebilir.

Yapılan araştırmalar çocukların 18 aylıktan itibaren televizyondan gelen uyarana kısa süreli de olsa ilgi gösterdiğini ancak “izleyici” olarak adlandırmalarının ancak 2.5 yaşlarından sonra olduğunu göstermektedir. 2.5 yaş itibariyle çocuklar gördükleri (izledikleri) olay ve davranışları taklit etme yetisine de sahip olurlar. Bu yaş çocuklarının ilgisinin hızlı efektlerle değişen sahnelere sahip çizgi filmler olduğu göz önünde tutulduğunda, bu yapıtları “taklit” eden ve bu yapıtlardan öğrenen çocukların hayatında çizgi filmlerin önemini görürüz. 3 – 6 yaş arası çocuklar da ise bu rolün önemi daha da artar çünkü araştırmalar bu yaş grubu çocuklarının televizyon ve dolayısıyla çizgi film izlerken artık “anlam” arayışı içinde olduklarını ortaya çıkartmaktadırlar” dedi.

6 – 11 yaş grubu çocuklar içinse izledikleri programın içeriği ve programın onlar üstünde yaptığı etkilerin daha da fazlalaştığına dikkat çeken Uzman Psikolog Aslı Akkan, “Çünkü bu yaş grubu çocuklarda dikkat, odaklanma ve süreç takiplerini sağlayan bilişsel fonksiyonlar oluşmaktadır. Bu da izlenen çizgi film içeriğini, o içerikle ilgili çocukların duygulanımlarını ve bu duygulanımların hayatlarına davranış olarak aktarımının önemini vurgular. Yine bu yaş aralığında çocukların inanç ve değer sistemlerinin oturmaya başladığı düşünülecek olursa çizgi film içeriklerinin onlar üzerindeki etkileri daha da önem kazanır. 12 – 17 yaş aralığında ise mantık ve muhakeme yetileri gelişmeye başlayan çocuklar daha öncelerine göre bu program içeriklerinden daha az olumlu ve/veya olumsuz etkilenmektedirler” diye konuştu.

Uzman Psikolog Akkan, araştırmaların şiddet içerikli çizgi film izleyen çocukların diğer yaşıtlarına göre daha fazla kavga ettiklerini, daha gergin ve agresif olduklarını ortaya koyduğunu vurgulayarak, “Yine bu çocukların ebeveyn, ve büyükleriyle ilişkilerinde daha gergin, sabırsız ve asi oldukları ortaya çıkmıştır. Şiddet içeren çizgi filmlerin bu programları izleyen çocuklar üstünde 3 ana etkisi olduğu saptanmıştır. Bunlar: a) bu çocukların “diğerlerinin” acı ve üzüntülerine daha az hassas olması, b) bu çocukların gerçek hayatta çevrelerindeki şiddet unsurlarından gerektiği kadar hatta hiç rahatsız olmamaları, ve c) daha önceki araştırmanın da işaret ettiği gibi bu çocukların çevrelerine karşı agresif ve şiddet dolu davranışlarda bulunmada diğerlerine göre daha yatkın olduklarıdır” dedi.

Çizgi filmlerin çocuklarda bilişsel fonksiyonları körelttiğini anlatan Akkan, “2004 yılında yapılan bir araştırma günde ortalama 3 – 4 saat televizyon ve dolayısıyla çizgi film izleyen çocukların dikkat eksikliği ve hiperaktivite rahatsızlığı geliştirme olasılıklarının diğerlerine göre yüzde 30 ile yüzde 40 daha fazla olduğunu ortaya koymaktadır. Bazı çalışmalar ise fazla izlenen televizyon ve özellikle çok aksiyon dolu çizgi filmlerin çocuklarda epileptik nöbetlere yol açabileceğini iddia etseler de bu kanıtlanmış bir olgu değildir.

Yapılan araştırmalar eğer dikkat edilmez ve engel olunmaya çalışılmaz ise izlenen çizgi film karakterlerinin her geçen gün çocuğun dünyasına yerleşmeye başlayacaklarına ve çocuğu gerçeklikten koparıp ciddi adaptasyon sorunu yaşatacağına işaret etmektedir. Öyle ki çok çizgi film izleyen ve o karakterlerle özdeşleşen çocukların sosyal ilişki kurmada zorlandıkları ve yalnız olmayı seçtikleri görülmüştür. Özellikle 12 yaş öncesinde ve muhakeme yetisi henüz gelişmemiş çocuklar gerçekle “hayal ürünü” arasındaki belirlemeyi yapmakta zorlanıp(hatta yapamayıp) ciddi güvenlik sorunları yaşayabilirler. Çizgi filmlerin içeriğinde olan uçma, kaçma davranışlarının gerçek hayatta da olabileceğini varsayıp bunları deneyebilir ve sağlıklarını riske atabilirler” açıklamasında bulundu.

Uzman Psikolog Aslı Akkan, çizgi filmlerin çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için ebeveynlere çok iş düştüğünü hatırlatarak, “Çocuklarının izledikleri televizyon ve çizgi film saatlerini kontrol altında tutup belli bir program dahilinde yapabilirler. Çocuklarının izledikleri çizgi filmleri belli aralıklarla onlarla izleyebilir ve içerikleri hakkında birkaç cümlelik de olsa yorumlar yapıp tartışabilirler. Çok şiddet ve öfke içeren çizgi filmlerin izlenmesini engelleyebilirler. Farklı hobi ve uğraşlara yönlendirmeli ve televizyonu (ya da çizgi filmleri) çocuklarının hayatlarının odak noktası olmasını engelleyebilirler” şeklinde konuştu.

Popularity: 4% [?]

GEÇMİŞ KONULAR
ONLİNE KULLANICILAR